Ayı mantarı yedim!


Sonunda yabani mantarları doğada gördüm, aldım ve yedim! Bir pazar günü beş arkadaş çıktığımız İğneada gezisinde beklediğimin çok üstünde sürprizler vardı. Görmeyi en çok istediğim yabani mantarlardan biri olan çörek mantarını (köylülerin deyişiyle ayı mantarı) küçük de olsa doğada görmekle kalmadım. Köylerde mantar toplayanlarla ve mantarı alanlarla karşılaştım, onlarla çay içtim, sohbet ettim. Merakımın ve ilgimin karşılığında yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz birbirine yapışık mantar ailesi birkaç küçük birey daha eklenerek bize hediye edildi. Mantar meraklısı insanların ülkesinden gelen Damien’in tarifiyle tereyağı, sarımsak ve maydanozla kavurarak pişirdik ve yedik. Bir dahaki sefere ayı mantarının çorbasını yapmayı planlıyorum.

İğneada’yı subasar ormanı, göllleri ve tabii ki kuşları nedeniyle yıllar önce öğrenmiştim. Bir kış zamanı kuş gözlem için gelmiş, hatta kuş kertiklerimden bazılarını burada atmıştım. İki yıl önce burada çalışmış olan Nilüfer’den alanın haritasını ve nereyi gezebileceğimize dair bilgi aldık ve yola koyulduk. Ormanı henüz su basmamıştı ve her adımda bir karşılaştığımız mantarlar kuşlardan dikkatimizi çaldı.

İğneada’ya gitmeden bir gün önce yağmur yağdığı, bizim gittiğimiz günse güneş açtığı için şanslıydık. Mantar görmek ve toplamak için bundan daha uygun bir güne denk gelemezdik. Köylülerin dediğine göre yabani mantarlar daha çok Istranca Dağları’ndan toplanıyormuş. Istranca’da yaprak döken ağaçlardan oluşan masalsı bir orman var. Bizim gezdiğimiz rota ise kıyıdaydı ve burada çoğunlukla yaşlı ve uzun meşe ağaçları vardı. Çok kısa bir mesafede sazlıklardan, subasar ormanlardan, meşe ormanlarından, derelerden, çiftliklerden, denizden, gölden geçtik! Yaşam alanı çeşitliliğine bakın!

Ormandan ayı mantarı dışında çok sayıda imparator mantarı (Amanita caesarea) (köylülerin deyişiyle gelin yanağı) da toplanmıştı. Adını Sezar’dan alan bu mantar, Amanita yani öldürücü zehre sahip türlerin olduğu bir cinse ait. Şirinlerin mantarı olarak da tanımlayabileceğim üzeri beyaz puanlı kırmızı gelin mantarı (Amanita muscaria), yağmurun ardından puanlarını kaybedebiliyormuş. Bu durumda bu iki mantar birbiriyle karıştırılabiliyormuş. “Biz yiyoruz” dediler ama almaya hiç niyetim yoktu! Köylülerin mantar sepetleri arasında çok az sayıda sığırdili mantarı da (Hydnum repandum) varmış. Duyduğuma göre bu çok leziz bir mantarmış. “Mış” kullanıyorum çünkü bu mantarı ancak eve gelip fotoğrafları incelerken farkedebildim! Orada farketseydim hemen isterdim!

Mantarların dışında başka hangi canlılar mı vardı? Yaşam ortamı çeşitliliğine bakarak bu bölgenin barındırdığı canlı çeşitliliğini kolayca tahmin edebilirsiniz. Rotamız üzerinde nerede bir açıklık alan varsa orada güzelim kanatları artık iyice yıpranmış, buna rağmen uçuşan atalantalar, ağaç karamelekleri, benekli bakırlar, anadolu azametleri, beyaz melekler gibi çeşitli kelebek türleri gördük. Yanıbaşımızdaki sazlıklarda birbirlerine sataşan üç tane ak kuyruklu kartal, saz deliceleri, sessiz kuğular. Uzun süredir görmediğim eski dostum ağaç tırmaşıkkuşu bile vardı. Neredeyse her adımda çayır kurbağasıyla karşılaştık. Saklanmak için çok az zamanı kalan yavru yılanlara rastladık.

Sonbahar geçmeden doğa yürüyüşü yapmanız dileğiyle…

Reklamlar

Ayı mantarı yedim!” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s