Yıldız Parkı’nda Sonbahar


Bu sabah önce güzel bir kahvaltı, ardından yürüyüş yapmak ve fotoğraf çekmek için Yıldız Parkı’na gittik. Kalabalık olmasına, keşke buraya araba sokmasalar diye iç geçirmemize rağmen oldukça keyifli vakit geçirdik.

Parkta, bizim gibi güneşli bir kasım gününün keyfini çıkarmak üzere ortaya çıkmış çok sayıda sincap vardı. Etraftaki meşe palamutlarını çoktan toplamış, karınlarını bir güzel doyurmuşlar; ya meraklı gözlerle etrafa bakıyorlar ya da güneşin keyfini çıkarıyorlardı. Öyle ki, bazılarının bir hamağı eksikti bana kalırsa. Sincapları görmediğimiz zamanlarda gürültücü seslerini parkın her köşesinde duyduk, afiyetle yedikleri çam kozalaklarını yerlerde bulduk.

Sincaplardan daha gürültücü ve hatta baskın bir evsahibi daha vardı parkta: tabii ki yeşil papağanlar. Meşe ağaçlarının tepelerinde palamutları kıtır kıtır yiyorlardı. Bulundukları ağacın altındaysanız vay halinize! Papağanların güçlü gagalarından kurtulmayı başaran palamutların kafanıza düşmesine hazırlıklı olmalısınız. Sincap ve papağanların zevkle yediği palamutlarının tadını bilemem ama renkleri harikaydı. Bazıları fıstık yeşili, bazıları kahverengi, bazıları da her iki rengi birden taşıyordu.

Bir yürüyüş fırsatı çıkar da mantarlara bakmaz mıyım? Anlaşılacağı üzere son dönemde tam bir mantar çılgını oldum. Gerçi yenebilen mantarları tercih ediyorum ama Yıldız Parkı’na ulaşım kolay olduğu için bunların çoktan toplanmış olduğunu tahmin ediyorduk. Yenmeyen, belki de zehirli olan, dikkat çekici türler gördük. Gördüğümüz mantarlar arasında en etkileyicisi kırmızı renkli ve ağ şekilli olandı. Çok kötü kokuyor, bu yüzden üzerine bolca sinek çekiyordu. Sanırım sporlarını sineklerin yardımıyla dağıtıyor. Tupturuncu mantarlarsa aklımıza bu rengi çok seven dostlarımızı getirdi.

Yürüyüşümüz sırasında uzun süredir fotoğraflamayı istediğim hayvan “dışkı”sını da buldum. Büyük bir kule gibi olanın fotoğrafını çektim hemen. Bu dışkıyı, çocukluğumdan beri çamurlu-nemli topraklarda görür ama ne olduğuna anlam veremezdim. Şeklinin çok güzel olduğunu düşünürdüm hep. Meğer sadece ben değilmişim böyle düşünen. Nick Baker’in “Bug Book ” kitabını alınca bu güzel şeklin dışkı olduğunu ve benim dışımda başka insanların da onu çok estetik bulduğunu öğrendim. Hangi hayvanın dışkısı mı? Solucanların!!! Kabul edin, gerçekten estetik!

Kelebekler de sincaplar gibi güneşin keyfini çıkarıyordu. Ağaçların seyrek olduğu ve güneşin orman tabanına değdiği yerlerde uçuşuyorlardı. Atalanta kelebeği biz onu aramadan kendisini hemen gösterdi. Bu güzel kelebeği görmekten usanacağımı hiç sanmıyorum. Kış uykusuna yatan bu kelebek hava güzelse şubat ayında bile kendini gösteriyor. Etrafta az sayıda benekli melekler de vardı. Kelebek yumurtası fotoğraflamayı da istiyordum ama etraflıca bakma fırsatım olamadı bu sefer.

Köpeklerden korkan ben, onlardan kaçayım derken bir kirpi ölüsüne rastgeldim. Bu sayede bir sonraki görevimi belirledim: kirpi gibi kış uykusuna yatan canlıların yuvası arayacağım. Bilmem bulabilecek miyim?

Uzun lafın kısası, Yıldız Parkı günübirlik güzel bir yürüyüş fırsatı sundu bize. Üstelik şehir içindeki diğer parklara oranla çok daha bakir. Burada, yaşlı ağaçları çürümek üzere bırakabiliyorlar ve orman altı bitki örtüsünü Fethi Paşa Korusu’nda olduğu gibi vahşice temizlemiyorlar. Yer yer nemli orman kokusu bile duyabiliyorsunuz.

Gitmek isterseniz hafta içini ya da sabah erken saatleri öneririz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s