Çaylak Fırtınası


Fırtınalı ve yağmurlu havaları severim. Gri ve kasvetli bulutlar, sert rüzgarlar, gökgürültülü şimşekler, ince ince ya da bardaktan boşanırcasına yağan yağmur, lapa lapa kar bana kendimi iyi hissettirir. Belki Antakya’lı, yani utanmasa yılın neredeyse 365 günü güneşli olabilen bir memleketten olduğum için, bilemiyorum. Bu esintili ve yağışlı havaları o kadar severim ki rüzgar, yağmur ve kar için ayrı doğal yaşam ortamı tercihlerim bile var.

Rüzgarı kayın ormanında hissetmek isterim. Yarı bulutlu bir havada. Gökyüzüne çeviririm yüzümü, gözümü kapatırım. Bulutlardan fırsat bulan güneşi kısa aralıklarla hissederim. Uzun boylu, pürüzsüz gövdeli, dimdik duran kayınların taa tepesindeki nispeten küçük yaprakların rüzgarda çıkardıkları muazzam sesi kulak kesilip dinlerim. Rüzgar hafiflediğinde karatavukları duyarım. Bazen ispinoz… Uzun bir süre rüzgar sesi, sonra rüzgar yön değiştirmeden hemen önce kısa bir an sessizlik ve bunu fırsat bilen kuşlar, sonra yeniden uzun süre rüzgar sesi.

Yağmur zamanı ya bir subasar ormanda ya da geniş yapraklı, karışık kuzey ormanlarında olmak isterim. Damlalar yapraklara, dallara çarparak toprağa düşer. Ayağım çamur olur, ben de dökülmüş yaprakların üstüne basa basa ilerlerim. Her yosun topluluğunda durur, iki elimi kocaman açar bu yosunları okşarım. Yanağımı yosunlara sürer, koklarım. Favorim likenlerle ayrıca hasbihal ederim. Yağmur sonrası açacak ilk güneşte patlayacak yabani mantarları düşlerim. Ayı ve imparator mantarlarını, adını bilmediğim turuncu ya da kırmızı olanları, hepsini…

Kar zamanı ise kesinlikle göknar ormanında olmalıyım. Göknar olmuyorsa bari ibreli olsun diye de tuttururum. Bu da Ankara’da okuduğumdan olsa gerek. Kar tanelerinin yere yumuşak inişlerini sanki duyarım. Kuşburnu çalısının dibine, kara boylu boyunca uzanırım ki yanıbaşıma belki bir kızılgerdan konar. ‘Çıt, çıt’ sesleri yaklaştığında kozalakları koparan çaprazgagaların yaklaştığını anlarım. Atmacadan sakınmaya çalışan, bu yüzden bir arada gezinen baştankaraların ve isketelerin hafif tıkırtıları, ardıçların düşürdüğü ökseotu tohumlarının sesleri…

13 eylül için fırtına takvimi ‘çaylak fırtınası’ diyor. Fırtına öncesi ilk sonbahar yazım :)

Fotoğraf: Yalova ormanlarında yanağımı yasladığım mis kokulu yosun topluluğu

Reklamlar

Çaylak Fırtınası” üzerine 4 yorum

  1. Burcucum ben ki yaz severim, gunes severim, benim bile canim yagmur istedi, ruzgar istedi, kar istedi bunlari okuyunca.

  2. Doğayla ilişki bu kadar mı güzel anlatılır… Yüreğine sağlık Burcu’cum… Her bir satırın ardında yılların gözlemi hissediliyor. Derinlik kalbime dokundu…

  3. “tabiat ana ile uğraşmayın! yoksa öcünü çok kötü alır!”

    bu söz ne zaman aklıma gelse hep bir acı duyuyorum içimde. ne yapıyoruz, neden bu kadar fazla eziyet ediyoruz doğaya diye.

    çok güzel anlatmışsın doğayı. sonbahar yazılarının devamını görmek güzel olacak sanırım.

    ilk defa gördüm bloğunuzu, bundan sonrası içinde görmeye devam etmek için buralarda olurum umarım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s