Mevsimlerle Abbasağa Parkı, Hafta 1: Abbasağa@Sonbahar Mevsimi


8 Ekim 2011, Saat: 13.57-14.30, Bulut Oranı: 6/10, Rüzgar: Lodos, Rüzgar Şiddeti: 3 (Beaufort), Sıcaklık: 23°C
Komşum Abbasağa Parkının bir yıl boyunca haftalık kaydını tutacağım. Amacım toprağın, nebatat ve hayvanatın, gökyüzünün, hatta insanların mevsimlerle nasıl değiştiğini gözlemek ve kaydetmek. Hep aynı noktadan, koşullar elverirse hep aynı saatlerde…
Bir süredir yapmayı planladığım bu eylem, üç gündür kalkamadığım hasta yatağımdan bugün öğlene doğru heyecanla kalkmamı sağladı. Alper’le parkın içinde şöyle bir dolandık; çocuk parkının yanında, büyük bir çınarın hemen altındaki bankı gözümüze kestirdik. Oturur oturmaz yukarıdaki fotoğrafı çektim. Etrafıma bir göz attım. Aklımdan ilk geçen Güneşin’in örnek verdiği isimler oldu; Thoreau, Leopold, Fukuoka, Carson, Basho… Hepsinin ortak yanı yaşadıkları yeri günbegün gözlemek, buradaki kurdu kuşu taşı toprağı sessizce dinlemek ve onlardan öğrenmek. Bu ustalarla aşık atmak elbette haddim değil. Bendeniz sadece mütevazi bir şekilde onların yolunu izlemeye niyetliyim.
İlk farkettiğim toprak oldu. Kupkuru toprak suya hasret besbelli. DMİ bu gece başlayacak yağmura işaret ediyor. Toprak altında bekleyen solucanlar gelen yağmuru hissediyorlar mı acaba?
Sonra bankın çevresindeki ağaçlara baktım tek tek. Merak ettim: Bu ağaçlar bir yılın sonunda bana ne anlatmış/öğretmiş olacaklar acaba? Onları kim dikti? Dikerken ne düşündüler? Ağaçların ataları neredendir? Peki çevremde hangi tanıdık ağaçlar var? Çınar, ardıç, palmiye, ladin, atkestanesi, akasya, defne, ağaç hatmi, çam, mazı.
Dinlemek üzere kulak kesildiğim seslerse biraz zorladı. Çoğunlukla uçak, araba, insan sesleri… Rüzgarla dans eden yaprak sesleri ara ara bunları bastırabildi. Bir ya da birkaç baştankara da duydum. Rüzgarın şiddeti zaman zaman arttıkça yerdeki kuru çınar yaprakları sesli bir şekilde etrafa savruldu. Bir küçük kumru bir de leş kargası kendini duyurdu.
Tam kalkmak üzereyken yanıbaşımızdaki çınardan bir yaprak önümüze düştü. Yaprağı elime aldım. Ağaçların Saatli Maarif Takvimi yazımda bahsettiğim absisyondan bir iz bulur muyum diye düşündüm. Ancak bambaşka bir şey keşfettim. Düşmüş diğer yapraklara da baktım. Hepsinin saplarının ucunda benzer bir oyukluk vardı. Oyuklar gelecek sene açacak olan yaprakların tomurcukları nedeniyle oluşmuş. Ne olağanüstü!
Düşmüş yaprakları ve kış tomurcuklarını incelerken aklımdan yaşam-ölüm ilişkisine dair binbir düşünce geçiverdi. Bunlardan biri de merhum Steve Jobs’un sözleriydi: ‘Ölüm büyük olasılıkla yaşamın en iyi icadı!’
Abbasağa bana bugün ne söylemek istedi dersiniz? :)
Fotoğraf: Alper Akyüz

Gelecek sene yeşeriverecek bu tomurcuğun içinde yaprak var. Tomurcuk bu senenin yaprağının düşmesine yardımcı oluyor. Foto: Alper Akyüz

Notlar:

Böylesi bir gözleme başlamamı öneren Güneşin Aydemir’e ve benzer bir projeyi Ohio-North Woods’ta yürüterek bana ilham olan Rebecca Deatsman’a teşekkürlerimle…
Reklamlar

Mevsimlerle Abbasağa Parkı, Hafta 1: Abbasağa@Sonbahar Mevsimi” üzerine 17 yorum

  1. Ben de bunun benzerini Evren’den duymustum.Daha cok etrafima bakar oldum. Boyle bir bahcedeki agaci gozlemledim, adini bilmiyordum ogrendim. Cekebildigim zamanlarda fotografini cektim.

    Su doganin dili o kadar guzel ki!

    Bu arada kus gozlem icin bir etkinlikten haberdar oldum :) Blogda bu verdigin egitim, gozlem, seminerlere dair bir kisim olsa, oradan takip etsek, gelsek :)

  2. Doğanın dili harikulade!
    Etkinlikleri önceden e-posta ile duyurmaya çalışayım :)
    Gelecek misiniz?

    1. Niyetimiz var ama bocuge bagliyiz… Haftaya bir mantar egitimimiz olacak kismetse. Kuslarda da belki gezi kismina maailecek katiliriz.(sabah kalkmayi becerirsek :P) :) Ama gectigimiz hafta Arboretum’a gidip, kocaman sekoya agacina senin icin de sarildik :) Fotografini yollamam lazim :) Cikartma kitaplarimiz seri halde gidiyor, Bahce’dekiler bitti, kuslara geldik :) Deniz canlilarini da dolaba gizledik ki, hepsi ayni anda bitmesin :P

  3. Abbasağa eski mahallem; parkın dört mevsimini izlemek eminim harika keşiflere vesile olacak. Merakla devamının gelmesi dileğiyle…

  4. seni otuzdört senedir tanımanın şansıyla sanki sesinden dinler gibi okudum. kısa, öz ve şahane bir anlatım. geçmiş olsun dileklerimle öperim ellerinden:)

  5. şahane bir proje;olağanüstü bir başlangıç!tebrik ediyorum,hevesle serinin diğer yazılarını bekliyorum:)
    aysun the sütçü

  6. Harika bir proje bu :) İşsiz bir meslekdaşın olarak ben de arka bahçemizi gözlemliyorum bir süredir. Hiçbirşey yapamıyorsan olduğu gibi bırak mantığı ile hayatta kalmaya çalışan bir bahçe bizimkisi. Bakıp sulayınca apartman sakinleri (!) tepemize yağ döküyor, olmadı bin tane can sıkıcı çünkü… Mekanları cennet olsun hepsinin :) Yine de kargalaın ektiği ceviz ağacının büyümesini görmek insanı heyecanlandırıyor.

      1. Tohum topu iyi fikir :) Ama bizim apartmanın bahçesi ilginç bir yer. Güneye bakan bahçesinde Karadenizli bir bayan lahanalarının yanı sıra çiçek ekti. Ve bahçeyi şehir şebeke suyu ile daima sulamakta. Ön bahçeye nazaran kuzeye bakan bizim tarafta bakım dediğim gibi neredeyse sıfır. Ama şu an görmelisiniz çimenler çıktı yeşil yeşil :) Ön bahçe ise bu durumun aksine keloşlaştı. İnsanlar sadece sulama yaparak toprağı çölleştireceğini bilmiyor. Şu bir lokmacık yerde bile bu farkları görebilmek herhalde şehirde yaşayan biri için şans olsa gerek :) Ama içimi acıtan ön bahçede anlattıklarımı yapan kimsenin fen bilgisi öğretmeni olması. Geleceği yetiştiren bir kimsenin, hele ki ülkenin en yeşil yerinden, ağacın çiçeğin içinden çıkıp gelen birinin yazık ki kaş yapayın derken göz çıkarması. Sanırım şehir insanı zehirliyor. Aksi olsa birbirinin üstüne yağ döken insanlar yerine, bahçesinde birlikte çay içen mutlu insanlar olan bir yerde yaşardım.

      2. Hilal, ben bir hanimdan yeni bir tabir ogrendim ve artik bu insanlara acimadan “Cim Kafa” diyorum :D Hani var ya corap icine talas ve cim ekiyorlar, camin onune koyup cikan cimleri sac gibi kesiyorlar, onun bahce versiyonu da bu “Cim Kafalar” :) Su anda sehirde Permakulture dair Deniz’in kurdugu Permablitz grubu ile calismalar yapiyoruz. Hep karsimiza cim tutkunu insanlar cikiyor, oysa ne guzeldir kendi haline birakilan Ingiliz Cottage Gardenler…Permablitzde ilk uygulamayi benim de yakininda oldugum bir bahcede yaptik. Site icerisinde hangi bahceye baktiysak hep cim ve o cimleri olusturabilmek icin ne paralar harcadilar ben biliyorum. Daha yakinlarda, bu yaz, bir teyze 400 milyon su faturasi odedigini soyluyordu. Faturayi bir kenara birak, o onlarin cezasi olsun :) giden suya acirim ben. Biz suyu nereden geri kazansak, nereden cevrime katsak diye hesap yaparken, teyze hesapsizca cimlerine harcamis! Ustelik cimler de cikmamis… Vah vah! Onun uc yan ilerideki bir bahcede, bir sene once ekilen cimlerin yerine baharda benim boyum kadar otlar cikti. Neden? Cim cikaracagiz diye ust tabaka toprakla ugrastilar, topragi korelttiler, birsey katamadilar, hazira alistirdilar. Oysa alt tabakalar verimli kaldi, uzun koklu bitkiler dogada, dogal ortamda taaa otelerden tohum atinca hooop gitti o tohumlar da yer buldu derin kokleriyle oraya yerlesti :) Doganin kanunu bu, kim karsi cikabilir? Bizim permablitz bahcesinde biliyorum ki yillarca cim icin ugrastilar. Ithal tohumlar, yerli tohumlar, neler neler denendi, pes edildi, en son bir kangalcagiza bahce terk edildi. Sonra evin genc nufusu baska yere gitti. Kangalcagiz bir yerlere gonderildi. Evin yaslisi geriye kaldi… O da cicek de cicek der… Bir zeytin agaci var, gider onu koklar, oper… Kargalarin getirdigi ceviz fide vermis, onu sever… Biz de onun sevecegi bir bahce yapalim dedik. Once topragi islah icin malc yaptik gazetelerle kapladik. Araya domatesler, feslegenler, cilekler, lavantalar, biberiyeler serpistirdik… Ama teyze geldi, ilk is, 40 derece atesli iken, ablasinin da ayagi mosmor yerinden kalkamazken, iki ara, bir derede gazeteleri kaldirttiriverdi… Gene de, olmadigi 1 aylik sure icerisinde gazeteler iyi is yapmis, topragi pamuk gibi bir hale getirmeyi basarmisti, yazin en sicak gunlerinde! Nasil calisma :) Istersen seni de bekleriz Permablitz Istanbul’a :) Detaylari da benim blogdan okuyabilirsin. senin de blogun varmis gibi algiliyorum sanki ama linkten oraya gidemiyorum :( Aaaa birsey daha, o karalahanalar var ya, bizim calistigimiz bahcede azman bir hal almislardi! Aman dikkat, insan irisi hale donusebiliyorlar :D Sevgiyle…

      3. Berceste’ye: Emin olun dediklerinize harfiyen katılıyorum. Bu arada sözünü ettiğiniz grupları ve sizin blogunu da vaktim oldukça internetten takip ediyorum. Bir ara kedilerle başınız dertte idi hatta.Sizlere katılabilmeyi de isterdim, ancak şu anda buna imkanım yok. Yine de teşekkürler :)

      4. Kediler iyi :) Nufuslari giderek artiyor, kedili teyze 30 kusur kediyi beslemeye devam! Koku disinda bahceye ne katkilari ne de zararlari oldu. Gazeteleri sicak olunca pek sevmediler, uzerinde yatamadilar :) Islak olunca da sevmediler :) Bu isimize geldi. Ama toprakla gayet dostlar, tuvaletlerini bol bol bos topraga yapiveriyorlar :(((

        Takip ettigin icin sagol :) Firsatin olursa bekleriz, ay sonu yeni bahcenin uygulamasi var.

        Eli yesil annenin ellerinden operim :)

      1. aerial’a: Isparta gülleri açınca bekleriz. Bakımsız, ama her şeye rağmen burada eli yeşil annem var :) Reçel yapar, bahane ile budamış olur. Sonra aşısız da olsa meyve ağaçları vs… Hatta geçen unutulan bir altınkadeh bir başına açtı bir köşede. Belki trafiğe kurban verdiğimiz kedilerin definleri can vermiştir kim bilir…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s