Ağaç ve kaya sansarı ile Malta’lı iki dost


Fotoğraf: Miroslav Deml

Bu yazımı bugün içinde kaleme aldım ancak bir şekilde uçtu. Aylardır yazmayıp bir heyecanla yazınca, ancak yazdığın bir anda kaybolunca canın sıkılabiliyormuş. Bir daha deneyeyim.

Geçen Perşembe yeni evimize yakın harika manzaralı mesire yerinde yaptığımız akşamüstü pikniğinden geri dönerken yokuş başında bir komşu kızın şu nidasını duydum: ‘O neydi ya? Ne kediye ne köpeğe benziyordu!’. Besbelli bir hayvan vardı yakınımızda. İçgüdüsel olarak araba altlarına bakmaya başladım. Bir yaban hayvanı göreceğime o kadar emindim ki. Çok bekletmedi beni. Birkaç dakika içinde bir metre yakınımdan geçerek az ilerideki bir bahçeye atlayıverdi kaya sansarı! Ağzımdan ilk ne çıktı dersiniz? ‘Kokarca!’ Daha neler! Türkiye’de kokarca varmış gibi. Neyseki hemen kendime geldim ve ‘Kaya sansarı’ diye düzelttim.

Bu güzel hayvanla uzun bir yolculuğum var. Başlangıcı 1999 yazına dayanır. Doğa koruma alanında deneyim kazanmak ve hangi yola doğru evrileceğimi anlamak amacıyla bir aylığına İngiltere’ye gittiğim yaz. Ziyaret ettiğim yerlerden biri olan İskoçya’daki Aberdeen Doğa Rezervi’nde Malta’lı bir çiftle karşılaşmıştım. İnanılmaz derecede tutkulu bu doğacılardan ne çok bilgi edindim. Yaz için gönüllü çalışmaya gelmişlerdi. Çalışma zamanı dışında bulunduğumuz alandaki canlıları izliyorlardı. Bir akşamüstü onlarla birlikte ağaç sansarı izlemeye davet edildim. Kaya sansarı nispeten kolay görülebilirmiş ama ağaç sansarını görmek çok zormuş. Akşamın alacakaranlığında, Aberdeen’in güzelim sarıçam ormanında onlarla sessizce  yürür ve ağaç sansarı ararken doğayla bağım daha bir güçlendi. Göremedik o ayrı!

2000 yılında İstanbul’a taşındığımda, Arnavutköy’de bahçeli bir evde oturan Güneşin bulunduğu yerde kaya sansarı olduğunu söylerdi. Çok merak ederdim. Hadi burayı anlıyorum, bağ-bahçe hala var. Peki  ya Can Hoca’nın Cihangir’in ortasında bu hayvanın gördüldüğünü söylemesine ne dersiniz? Böyle hikayeler duya duya benim için iyice şehir efsanesi haline geldi sansar. Türkiye’nin çeşitli yerlerine yaptığımız arazi çalışmalarında diri ya da ölüsünü görmüşlüğüm oldu ama yaşadığım yerde hiç görmemiştim kaya sansarını. Geçen perşembeye kadar! Gerçekten şanslıyım!

İtiraf edeyim, bu şehre alışmak kolay değil benim için. Sevmeye, anlamaya çalışıyorum ama zor. Bana yeşil, nefes, doğa, yaban hayatı, keşif gerek. Ancak ne zaman böylesi bir metropolde kaya sansarı gibi son derece yabani bir hayvanın varlığını keşfediyorum, o zaman hayranlık duyuyorum. Tabii ki yine de şehirden çok hala direnen ve varlığını devam ettiren yaban hayatına.

Düşünsenize komşum kaya sansarı tam şu anda kim bilir nerededir? Ne kadar yakınımdadır? Gündüzleri nerede dinleniyor, geceleri nerelerde neleri avlıyordur? Yavru büyütebiliyor mudur? Yavrularına kolayca besin bulabiliyor mudur? Üçüncü köprü tartışmalarının arttığı bugünleri atlatabilecek, seneye de varlığını devam ettirebilecek midir? Bu sorularımın yanıtının ‘Evet’ olmasını tüm benliğimle diliyorum.

 

Not:

Tramem sitesinde kaya sansarı hakkındaki bilgilere bakarken meyve de yiyebildiğini okudum. Yeni muhitimin meyve cenneti olduğunu bu vesileyle söylemeden geçemeyeceğim. 

Blog okurlarımın hayatlarında en az bir defa bu muazzam hayvanla yakından karşılaşmalarını dilerim. 

Reklamlar

Ağaç ve kaya sansarı ile Malta’lı iki dost” üzerine 11 yorum

  1. Sevgili Burcu, yazını okurken meyva bahçeleri etrafında sansar görebileceğimiz hissi beni cidden çok heyecanlandırdı…Irmak’la etrafımıza dikkatli bakmaya çalışırız, artık yeni bir tür heyecanımız var :) çok teşekkürler…sevgiler…Ayşe

  2. Merhaba Ayşe ve Irmak, kaya sansarını görmenizi öyle isterim ki! Haber vermeyi unutmayın görünce :)

  3. Merhaba,

    ben Almanya´nin büyük bir sehrinde kaliyorum. Oturdugum evin bir bahcesi var. Bahcemde is arkadsimdan daha civ civ´ken aldigim iki tane degisik bir cinste tavuk ve 1 tane de yine degisik cinsten bir horoz besliyordum. Horoz yeni yeni ötmeyi ögrenmisti. Bir sabah kaltigimda tavuklarin ve horuzun tüyleri cimenin üzerinde ucusuyordu. Hic bir yerde kan izi yoktu. Yani tavuklarim ve horuzum bogularak götürülmüstü. Bunun üzerine etrafta kisa bir arstirmada bulundum. Arastirma sonucu ögrendimki etrafta sansarlar varmis. Yani ben sansarla tanisamadim ama tavuklarim tanismis onlarla….

    1. Tavuk ve horozlarınıza üzüldüm. Diyecek bir şey yok. Hayvanlar ebat olarak büyüdükçe (ayı-insan çatışması) zorluk daha da artıyor.

  4. ALLAH o sansarı nası biliyorsa öyle yapsın birbirinden güzel civcivlerimi yedi bitirdi yese bir sey demicem ama kafasını koparım atıyo o manzara gözümün önüne geldikçe üzülüyorum civcivler bitti bide tavuklara başladı sonra koyunların kuyruklarını ısırıyo utanmasa ben uyurken benide yiyecek

  5. Bayagi kokarca adi ile bilinen kokarcalar Turkiye de bulunuyor. Amerika ya ozgu diye gecen boyali kokarca da bulunmakta. Gozumle gormuslugum vakidir.

  6. Kaya sansarını iki hafta önce Gümüşsuyu’nda bir arkadaşımın evinin zemin kattaki bahçesinde gördüm. Gece üç kez bahçe duvarının üzerinden salına salına geçti, varlığını ispat etmek istercesine… Mutluyum :))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s