Bir Nehrin Kollarında, Bir Dağın Yamacında Doğup Büyüdüm…

20150101_123804Bir nehrin kollarında doğdum büyüdüm ben… Bu nehrin… Asi’nin…
“Kaynağı Türkiye dışında olup ülkemizde denize kavuşan nehir”den öte anlatabilselerdi bize bu olağanüstü güzelliği; doğduğu yerden, Lübnan’dan başlayan, Suriye’den geçerek Akdeniz’de sonlanan bir yola çıkabilseydik onunla, o zaman insanlığın/doğanın bu zorlu günlerini görür müydük acaba?
Meğer 16 tatlısu balığı varmış. Çocukken hiç tanıştırılmadım. Tanıştırıldığım ilk şey “Suriye’nin Türkiye’yi kızdırmak için nehre çöp döktüğü” masalıydı… Hiçbir zaman sevmediğim kötü bir masal…
Çok az tanıdığımı yıllar sonra anladığım nehrime kavuşunca “Evime geldim” diye geçirdim içimden. Uzun zamandır bir evim olmadığını düşünüyordum. Meğer hala varmış.
Ne şanslıymışım.

Nehrime göre çok daha iyi tanıdığım dağım, sağanak yağmur altında yanlış sapağa girince karşıma çıktı aniden. Yağmur bulutlarından dolayı kapkaranlık görünüyor. Güzellikleri de hiç belli olmuyor buradan. Oysa onun mis kokulu kızılçamları vardır. Zemheri bitip karakışı aşınca çıkacak güzelim siklamenleri de. Ya da baharla uyanacak uğurböcekleri, zeytin tepesinde öten arap bülbülleri ve meyveyle dolu aşılı-yabani hambelesleri… Görmek için yamacına yanaşmak gerekir.
Dağıma kavuşunca da “Evime geldim” diye geçirdim içimden. Uzun zamandır bir evim olmadığını düşünüyordum. Meğer hala varmış.
Ne şanslıymışım.
Bir dağın yamacında büyüdüm ben… Bu dağın… Habib-i Neccar’ın…
Reklamlar

Tarla ardıçları ve özlem hissini güçlendiren bir anket

Tarla ardıcı fotoğrafı Edwyn Anderton tarafından çekilmiştir.

Bugün günlük karmaşa ve telaşa tam kapılıvermiş, hatta öğle yemeği zamanının geldiğini bile unutuvermişken Tuba aradı.

-‘Müsait misin?’

-‘Evet!’

-‘Onlarca tarla ardıcı geldi, bahçedeki ağaçları dolduruverdi! Bir de ispinoz gördüm. Çok mutlu oldum! Kuş gözlemini çok özlediğimi farkettim.’

Gün ortasındaki bu küçücük paylaşım bir anda kocaman bir mutluluğa dönüşüverdi. Ne için yaşadığımı hatırladım. Bu hatırlama anlarının gerekliliğini bir kez daha anladım ve Tuba’nın hissettiği özlemi öyle bir derinden duydum ki! Üstelik çevre eğitimi alanında çalışmama rağmen. Benim bile doğada geçirdiğim zaman gitgide kısalıyor! Bu kışı tarla ardıcı görmeden mi geçireceğim? Ya da Kış Ortası Sukuşu Sayımlarına katılıp Sibirya kazı görmeden… Karda tilki-tavşan izleri aramadan, Karaburun’a nergis koklamak için gitmeden… Böyle böyle geçiveriyor günler… Doğadan uzakta ve doğadan uzaklaşarak…

Bütün bunları düşünürken doğadan uzaklaşmanın ‘Doğa Yoksunluğu Sendromu’na yol açtığını söyleyen, Doğadaki Son Çocuk kitabının yazarı Richard Louv’un paylaştığı ‘Çocukluk ve Çevre’ başlıklı bir anket posta kutuma düştü. Kısa bir anket ama tarla ardıçları özleminin üzerine gelince etkisi uzun oldu. Öyle ki; Komşum Abbasağa dışındaki son yazımı geçtğimiz eylül ayında yazmış olan bendeniz kendimi bir anda bu yazıyı yazarken buldum. Anket soruları özlem hissimi her soruda daha da derinleştirdi. Nasıl mı?

Kendimi ilk ne zaman çevreci (sevgili doğacılar, lütfen bu ifadeye takılmayın) olarak adlandırdığım sorusuyla başladı anket. Yanıt kolay; tabii ki babamla izlediğim Kaptan Cousteau (ki kendisini babama çok benzetirim) belgeselleriyle başladı! Yaş: 12-13! Dünya denizlerinin güzelliklerini ve karşılaştığı sorunlarını onunla öğrendim! Calypso’da miço olmak istedim!

İkinci soru, bir yetişkin olarak çevreciliğimle bağdaştırdığım çocukluğumdan gelen bir yer var mıydı? Bir mi? Birkaç yer vardı! Habib-i Naccar Dağı, Harbiye’nin tepeleri, Göksun’un yaylaları, Maraş’ın dereleri, anneannemin elma-armut ağaçları, kavaklar, yoncalar, ayçiçekleri ve bilimum sebzeyle dolu bahçesi…

Şimdi gelelim can yakıcı ve özlem hissini derinleştiren sorulara. Bu yerlere ne sıklıkla gidiyordum? Olmadı bu şimdi! Yılda bir gitsem kârdır! O bile artık zor. Hele anneanne memleketim Göksun 2006’da onu kaybedince hepten kapandı!!!

Anket devam ediyor. Bu yerlerden hatırladığım beş fiziksel nesne/varlık: dereler, sarı papatyalar, uğurböcekleri, hambelesler/meyveler, ardıç-zeytin ağaçları. Bu yer(ler) kendimi çevreci olarak tanımlamamı nasıl etkiledi? Mutlu ve özgür hissetmemi sağlayarak. Bu yerlerde tek başıma mı yoksa birileriyle miydim? Tabii ki benim gibi bir sürü çocuklaydım! Dağlarda ve sokaklarda tam anlamıyla özgürdük! Kendi başımızaydık. İstediğimiz gibi oyunlar oynuyorduk.

Sarı papatya fotoğrafı bulamadım. Bununla idare edelim. Evmizde giden yolun görüntüsü, tepeler dışında aynen böyleydi. Fotoğraf: Tom Kelly

Bu yer(ler)le ilişkilendirdiğim sesler: rüzgar ve yaprak hışırtısı, çocuk çığlıkları ve kahkahaları, ebabiller, derenin gürül gürül sesi.

Kokular: Sarı papatya, kurumuş ot, kesilmiş yonca, temiz hava, yabani gül, inek ve manda dışkısı (anneannemin büyükbaş hayvanları vardı).

Tatlar: Elma, armut, yabani gül ve yabani gülden yaptığımız mis gibi bir içecek, yabani böğürtlen, vişne, çilek. Habib-i Naccar dağı eteklerinde kendi başımıza yaptığımız sarmaiç (kısır) da sayılır mı acaba?

Dokular: Uğurböceğinin kaygan kabuğu, kadife çiçeğinin kadifemsi dokusu, kavak ağacının pürüzsüz gövdesi, mandanın sert derisi

Son soru olarak da bu yer(ler)de yaşadığım deneyimler bugün kendimi çevreci olarak ifade etmeme ne kadar etkili olmuştu? Yazımdan anlaşılacağı üzere BİR HAYLİ! İkinci dönüm noktam da üniversitede kuş gözlem topluluğuna katılmamdır ama bunun öyküsü başka zamana…

Tarla ardıçlarıyla varlığının farkına vardığım bugün, beni doğada yaşadığım olağanüstü deneyimlere götüren kısa bir anketle devam etti. Yarına karmaşa-telaşa kapılıp özlem hissimi unutmamak ve doğada geçirdiğim zamanı giderek artırmak dileğiyle…

Bu arada, bu soruları siz nasıl yanıtlardınız? Düşündünüz mü?

Notlar:

Ardıçlarla ilgili 2010 kışında bir yazı yazmıştım. İlgilenirseniz burayı tıklayın. 

Sevgili Yıldıray, 80’ler yazım kafamda böylece iyice şekillendi :)

Abbasağa Parkı, Hafta 13 @Kış Mevsimi

28 Ocak 2012. Kapalılık 10/10, Gözlemciler: Alper ve ben. Fotoğraf: Alper Akyüz

Perşembe akşamı başlayan kar bu sabah yağmur nedeniyle hızla eridi ve ben komşum Abbasağa’yı karlar altındayken görüntüleyemedim. Olsun, bugün üç sürprizle birden karşılaştım.

İlk sürpriz dişi bir karatavuk oldu. Defnenin içindeydi. Ben onu görmeye çalıştıkta daldan dala atladı durdu. Baktı olacak gibi değil, pırrr uçuverdi. Üstün çabasına rağmen kısa da olsa dürbünümle rahat bir görüş yakalayabildim.

Dişi karatavuk. Fotoğraf: Tim Ebbs

İkinci sürpriz ise çıvgındı. İspinozlar ve büyük baştankaraların her zamanki mıntıkası ‘Mazı Mevkii’nde gözlem yaparken küçük bir kuşun çok hızlı hareket ettiğini fark ettik. Mavi baştankaradan şüphelendik ama çıvgın çıktı. Görmekte de fotoğrafını çekmekte de çok zorlandık. Bu kuşlar böcekle beslenir. Sedirin gövde ve dallarına saklanmış kurtçukları bulmaya çalışıyordu sanırım.

Çıvgın. Fotoğraf: Sergey Yeliseev

Günün son sürprizi ise dişi bir kara kızılkuyruk oldu. Ona bakalım derken dişi karatavuk hemen önümüzden geçiverdi. Bu üç sürpriz kuşun soğuk hava koşulları nedeniyle şehre indiğinden şüpheleniyorum. Soğuktan kaçan bazı kuşlar kalabalıklaşan kuzey ormanlarında kendilerine yer bulamayıp küçücük Abbasağa’ya sığınmış olabilirler mi?

Dişi kara kızılkuyruk. Fotoğraf: Ferran Pestaña

Olağan şüpheliler ispinozlar ve büyük baştankaralar bu sefer parkın kuzeyinde konuşlanmışlardı. Nedeni diğer park sakinlerinin buraya bıraktıkları ekmek parçaları. Otuzdan fazla ispinoz,beş tane büyük baştankara vardı. Daha önceki gözlemlerimde bu iki türü yakından görme şansım oluyordu ama mavi baştankara bir görünüp bir kayboluyordu. Soğuktan ve ekmeğe muhtaçlıktan olsa gerek, bu hafta iki mavi baştankarayı  doya doya izleyebildim.

Gözlemi, üzerimizden gürültülü bir şekilde uçuveren iki yeşil papağanla tamamladık. İki küçük kumru, onlarca martı ve ona yakın leş kargasını da es geçmeyeyim. Bu hafta bitkilerin boynu kar nedeniyle büküktü. Topraksa daha çıplaklaşmış gibi geldi.

Bir de bulmacamız var. Alper farketti. Aynı alanda 5-6 kozalak bu şekilde parçalanmıştı. Bu izi hangi Abbasağa sakini bırakmış olabilir dersiniz?

Abbasağa Parkı, Hafta 10-11-12 @Kış Mevsimi

22 Ocak 2012, Sıcaklık: 6°C, Rüzgar: Lodos ve 28 km/sa, Kapalılık: 3/10, Sirrüs bulutları. Gözlemciler: Kedi gözlemcileri Gülesin ve Alper ile bendeniz. Fotoğraf: A. Alper Akyüz

Evet, blogumun formatını yine değiştirdim. İçime sinen formatı bir türlü bulamıyorum. İş yoğunluğu nedeniyle de çok ilgilenemiyorum. Bundan önceki son formatta fotoğrafları kaydetmeyi bir türlü başaramamıştım. Dolayısıyla 1 Ocak ve 8 Ocak’ta yaptığım gözlemleri yazamadım. Geçtiğimiz hafta ise hem iş hem yüksek lisans ödevi nedeniyle Komşum Abbasağa’yı ziyaret edemedim.

Geç de olsa önceki gözlemlerimi yazayım. 1 ve 8 Ocak’ta Abbasağa çok soğuktu. Üstelik 1 Ocak’ta çok da hastaydım. Her iki gözlemde yağış da vardı. 1 Ocak gözlemim sessiz, sakin ve soğuktu ama 8 Ocak gözlemim çok heyecanlı oldu. Kimliğini bir türlü bulamadığım bir ağacı teşhis edebildim. Abbasağa’daki 7. gözlemimde yeşil ağaçkakanlar bu güzel ağacın meyvelerini yiyorlardı. Türünü bir hayli merak etmiştim. Sonunda buldum: Çitlembik! Gözlemin sonlarına doğru ise baştankaraların bir ağacın ortalarına doğru çekildiğini fark ettik. Aynı anda farklı bir ses de çıkardılar. Bu ne ki derken bir de ne görelim, parka bir atmaca dalıvermesin mi? Tam gözümüzün önünde! Farklı ses baştankaraların alarm sesleriymiş. Yazık ki leş kargaları atmacayı çok durdurmadı parkta. Hemen uzaklaştırdılar. Bunun ardından baştankaralar da alışık olduğumuz seslerine döndüler. Önemli bir yardımlaşma. Baştankaralar sesleriyle tehdit olduğunu söylüyor, leş kargaları tehditi uzaklaştırıyor.

Bu haftaki gözlemimize ise bir başka Abbasağa komşusu Gülesin de katıldı. Girer girmez iki yeşil ağaçkakan gördük. Ardından her zamanki gözlem noktamızda yukarıdaki fotoğrafı çektik. Bugün güneşliydi, tatlı bir esinti vardı. Parkın güney köşesindeki mazılar büyük baştankaralar, mavi baştankaralar ve ispinozlarla doluydu. Bu ağacın tohumlarını çok seviyorlar. Her dem yeşil olduğu için içinde saklanabiliyorlar da. Mazıların arkasındaki oturma alanında, bir sedir ağacının altında büyük baştankaraları izlemeye çalışırken bir anda iki tanesi çok yakınıma geldi. Çok güzeller!

Daha uzaktan gördüğümüz mavi baştankara. Fotoğraf: Marko Kivela

Bugünün bir sürprizi de dört gözle beklediğim ballıbabalar oldu. Aslında tek bir tane demem daha doğru olur. Güneşe kanıp çiçeklenmişti. Yanında mineler de vardı. Alper farketti. Ballıbabalar bir süre sonra parkı kaplayıverecekler. Papatyalar da öyle. Sonra sırayla çeşit çeşit çiçek canlanıp açmaya başlayacak. Park pek bir şenlenecek. Kışın ortasında baharı mı özledim ne?

Ballıbaba. Fotoğraf: A. Alper Akyüz

Mevsimlerle Abbasağa Parkı, Hafta 9 @Kış Mevsimi

Hava durumunu kaydedemedim. DMİ'den de bulamadım. Arşivleri nerede bilen var mı?

Yılsonu iş yoğunluğu nedeniyle kış mevsiminden ilk yazım çoğunlukla fotoğraflarla (Fotoğraflar: Alper Akyüz) :)

Birkaç gündür yağan karın ardından bugün hava açtı. Fotoğraftan belli olmasa da çoğunlukla güneşli bir hava vardı. Ancak elbette kar soğuğunu da hissettik. Komşumuz Abbasağa’da baştankara ve ispinozlar kalabalıklaşmışlar. Bir yeşil papağan duyup, olağan şüpheli birkaç leş kargası da görmedik değil. Yapraklar birkaç inatçı atkestanesi dışında neredeyse tamamen dökülmüşler. Oysa yapraklarını ilk dökmeye başlayanlar atkestaneleriydi. Karahindibalar çiçeklerini açtı açacak. Kış ortasında tozlaşmalarına kim yardımcı oluyor acaba?

Günün en güzel keşfi ise parkta haftalardır bulmaya çalıştığım fıstıkçamları oldu. Kozalak parçalarını orada burada görüp kendisini bir türlü bulamıyordum! Meğer servilerin arasında saklanıyorlarmış. Hep altlarından baktığım için kızılçam sandığım iki fıstık çamı varmış meğer. Farklı bir açıdan bakınca görece yuvarlak tepe taçlarını fark ettim ve buna da bir hayli sevindim :) Bu arada fıstıkçamlarını saklayan servilerin altından geçerken mazımsı, güzel kokularını duymamak imkansız.

Kuşlar bu meyvelere sanki rağbet göstermiyorlar. Mazı tohumlarını daha çok seviyorlar. Bu gözlemimizde ne kadar doğruyuz acaba?
Açmış karahindibalar da vardı...
Açmak üzere olanlar da...
Filizlenen bir atkestanesi tohumu :)
Bu bir Malta eriği, bizim oraların deyişiyle yenidünya yaprağı. Üzeri tüylüdür. Çocukken ellerimizle bu tüycükleri toplardık. Yaprakların parlak renginin ortaya çıkması hoşumuza giderdi. Ne sade ve basit ama ne eğlenceli oyunlarımız vardı böyle :)
Mazı tohumlarıyla kendinden geçen kalabalık bir büyük baştankara-ispinoz grubunun bir üyesi

Kış Gündönümünden Yaz Gündönümüne Doğa Güncem


 

 

  dogaguncem@twitter

  dogaguncem@facebook

  https://dogaguncem.wordpress.com

ARALIK 2010
21 Aralık 21 Aralık, gündönümü, dolunay
21 Aralık en uzun gece, kış başlangıcı
24 Aralık Sabahları kırağı
24 Aralık Yabani Çiçekler Kitabı Çıktı! wp.me/pCGxm-hv
27 Aralık Nergis tarlalarına doğru koşmak wp.me/p14GtC-mB
27 Aralık Yine geldi nergis zamanı! İzmir yakınlarında olup da bir nergis tarlasına henüz gitmemiş olan varsa durmasın koşsun!
28 Aralık hava bugün soğuk, gökyüzü gri, çınar yaprakları neredeyse tamamen döküldü, sığırcık sürüleri kalabalık, martılar gürültücü
28 Aralık kuvvetli poyraz
28 Aralık Eren Atak’tan haiku: wp.me/P1fXWG-af
29 Aralık gökyüzü gri, hava soğuk, incecik bir yağmur
30 Aralık yoksa siz sığırcıkların dansını hala görmediniz mi?
30 Aralık kış mevsiminde miyiz?
30 Aralık mis gibi portakal çiçeği kokusu…
31 Aralık 2 benekli uğurböceği (Adalia 2-punctuata, melanic) evimize yılın son gününde konuk oldu. Sedumun üzerine koyduk. Güneşe karşı konuşlandı.
31 Aralık İpekten tomurcuklar: wp.me/p14GtC-mP
OCAK 2011
2 Ocak portakal çiçeğine haiku: wp.me/pCGxm-j6
3 Ocak İncecik bir yağmurdan serçeler de saklandı…
3 Ocak Bolu’da bile ne kar ne soğuk. Ay küçülüyor mu yoksa büyüyor mu bugünlerde?
5 Ocak yağmur yok, fırtına yok. özledim diye nature sounds dinliyorum…ne günlere kaldık!
10 Ocak Geçen hafta Kayseri’de kar yağdı. Burada da yağar mı acaba? Beşiktaş’taki sığırcıklar coştu. Bloguma ‘sığırcık dansı’ araması yaparak gelenlerin de sayısı arttı.
11 Ocak Ocak ayında yine güneşli bir bahar günü…
13 Ocak ankara’da çalıkuşu
16 Ocak Bolu’daki şahinler bozkırda kızıla dondu. Bugun şahin ve kızıl şahin günü oldu!
17 Ocak Kızılcahamam’da alaca baykuş
17 Ocak Kızılcahamam Milli Parkında gökyüzü açık. Alaca baykuş da ısrarla ‘ben buradayım’ diyor.
19 Ocak karaçamları ökseotları, ökseotlarını ökse ardıçları kaplamış Kızılcahamam’da. kara akbaba göremedim. akbabanın kanat açıklığı yaklaşık 3 m
19 Ocak akşamüstü, tıpkı sığırcıklar gibi grup oluşturup hareketlenen ökse ardıçları
20 Ocak Kızılcahamam Milli Parkı’nda, dün bastıran sis yanıbaşımızdaki tepelere kadar yaklaşmıştı. meğer buradaki ağaçlara kar bırakmak için gelmiş.
20 Ocak bu sabah, dağın tepesinden aşağı doğru giderek incelen bir kar örtüsü vardı. sonunda ‘kar’ diye sevindim.
20 Ocak ardıçlarsa, sanki kartopu oynarlarmış gibi, çok hareketlilerdi. sürekli öttüler.
20 Ocak ‘Antakya’da çok görülen çiçek’ arayıp bloguma gelen kişi, şu sıra Habib-i Neccar Dağları’nda patlamış siklamenleri mi bulmaya çalıştı acaba?
20 Ocak Doğrusu bu kişiyi çok kıskandım. Şimdi Antakya’da olup tüm dağı mora boyamış siklamenler arasında olmayı nasıl da isterdim!
20 Ocak dolunaya rağmen parlak avcı (orion) takımyıldızı. gökyüzü ne kadar berrak!
23 Ocak bugün lodos var. bulutlara rağmen İstanbul çok net. pus yok. adalar, kızkulesi, deniz çok berrak.
23 Ocak bu gri bulutlar da nereden çıktı? yağmur bir anda bastırdı. lodos ne kadar güçlüymüş.
25 Ocak Doğada Bu Ay @Şubat Ayı Bilim Çocuk Dergisi için Kuğular yazısına başladım. Türkiye’de hangi kuğuları görebileceğinizi biliyor musunuz?
25 Ocak Bir gölün üzerinde uzaktan silüet şeklinde gördüğünüz kuğuları birbirinden nasıl ayıracağınızı?
25 Ocak ince ama soğuk yağmurdan saklanan sığırcıklar eski konakların kuytuluklarına sığınmışlar. yağmur onları durdurur mu sanki? yine neşeliler.
25 Ocak arada yağmura çıkıp hemen kuytularına dönüyorlar. nasıl bir şenlik havası olduğunu düşünün artık
28 Ocak Ankara’da yedi uzun kuyruklu baştankara, bir büyük baştankara ve bir de ispinoz
31 Ocak 2011’in ilk kırlangıcı yeşilırmak deltası’nda görülmüş! göç için fazlasıyla erken. ne yapar ki kırlangıç, nasıl geçirir bu kışı?
ŞUBAT 2011
5 Şubat Beşiktaş’taki sığırcıklar binlerce. Saymaya kalktım ve gözlerine inanamadım. Bugün dansları olağanüstüydü!
9 Şubat hindibalar ve mine (veronica sp.) çiçekleri açmış.
9 Şubat bugün esen poyraz istanbul’un kirli havasını bir nebze de olsa temizledi. bu kuzey rüzgarı soğuk eser. güneşe rağmen hissedersiniz.
9 Şubat bu kış, kış mevsimi gibi olmayınca sığırcıklar güzel havalardan iyice yararlandı. taksim ve beşiktaş’ta iki ayrı topluluk var, arada birleşen. sığırcıklarda gözü olan sadece ben değilim. bir atmaca, bir gökdoğan ve de fırsatçı gümüş martılar. bunlar sürüye daldıkça, sığırcıkların dansı sanki daha da görkemli oluyor. gel de bunu sığırcıklara söyle! nasıl bir can havli vardır o sırada kimbilir!
9 Şubat orion hala görülebiliyor göğü ışıkla kirlenmiş bu şehirde
11 Şubat ilkdördün, hemen solunda da orion
12 Şubat Antakya’da kışın evimizden eksik olmazdı. bir daha kan portakalı yiyebilecek miyim acaba diye kara kara düşünürken Ekolojik Pazarda bulduk!
12 Şubat Kan portakalının hasat mevsimindeyiz. Hiç yemeyeniniz var mı?
14 Şubat Antalya-Belek. ay büyüyor. burada orman küçülüyor.
14 Şubat güneşli bir gün, kumula dikilmiş ama kesilerek seyrekleştirilmiş fıstık çamları (ve devasa oteller), Akdeniz’e karşı öten bir kızılgerdan
15 Şubat ‎10 tane dağ kuyruksallayan, sesleri ne güzelmiş, kuyrukları upuzun.
15 Şubat güneşli bir gün, kumula dikilmiş ama kesilerek seyrekleştirilmiş fıstık çamları (ve devasa oteller), Akdeniz’e karşı öten bir kızılgerdan
15 Şubat gri-beyaz-kurşuni bulutlar ve yeşili ortaya çıkaran yağmur, bulutlara göre renk değiştiren devasa Akdeniz. olağanüstü!
15 Şubat bu güzel gün vesilesiyle eski bir yazımı paylaşmak isterim: https://dogaguncem.wordpress.com/2010/09/11/caylak-firtinasi/
16 Şubat deniz kabuklularına dair bir rehber kitap olsa ne güzel olurdu. buradaki sahilde kabuklular çok çeşitli.
16 Şubat ancak öğrendim ki kartal-dragos’ta deniz kabukluları müzesi varmış. Can Geyran Deniz Kabukları Merkezi @ http://www.cangshells.com/
16 Şubat rüzgar çıktı Akdeniz’de. denizden karaya doğru
19 Şubat Birinci cemre havaya düştü :)
23 Şubat solucana ve biten kışa haiku: wp.me/pCGxm-jA
24 Şubat doğa güncem facebook sayfasının Bolu’daki bir izleyicisinden: ‘…şu günlerde her taraf seyrine doyulmaz bir siklamen şenliği içinde…’
24 Şubat yine aynı izleyiciden devam: ‘…ayrıca beyaz çiğdemler burada gölköy etrafında çıkmaya başladı…’
24 Şubat sizin bulunduğunuz yerde hakim çiçek tam şu anda hangisi?
24 Şubat yılın son nergisleri… sonrasında bahar çiğdemleri :)
25 Şubat gökyüzü bulutlu, gece ayı görmek zor. yine de bu gece sondördün. Gün ve gece farkı (gündüzün lehine) 2 dakika 38 saniye…
25 Şubat yaban tavşanı görmeyeli, görünce karşılıklı ürkmeyeli o kadar uzun zaman oldu ki! bu bahar görebilecek miyim?
27 Şubat cemre bugün suya düştü, şaşırmış olsa gerek, sıcağı değil karı getirdi :)
27 Şubat ikinci cemreye haiku: wp.me/pCGxm-jI
MART 2011
2 Mart abbasağa parkında baştankara. sığırcıklar azaldı. gökyüzü gri. hava soğuk. mart 11’e kadar fırtına. 11’inde kocakarı soğukları başlıyor.
6 Mart kırlangıçlar ve çıvgınlar geldi. anemonlar, papatyalar ve orkideler açtı. cemrelerin hepsi düştü. Victor’cum başka bir aleme uçtu.
7 Mart bugün kuzudişi denen dolu yağdı. hava bulutlu ama nasıl bu kadar berrak, anlayamıyorum.
7 Mart babam ‘biri böcekleri, çiçekleri yazıyor. güzel yazıyor, severek okuyorum’ dedi. bahsettiği sayfayı açtık ne çıktı: doğa güncem :)
8 Mart kar yağıyor
8 Mart kar geldi sonunda… kar bir güzel yağsın da mikroplar kırılsın
8 Mart Bodrum Bitez’den muazzam iki orkide @ http://tr-tr.facebook.com/pages/Doğa-Güncem/162666307099352
10 Mart bu baharda ilk kırlangıcım ev kırlangıcı idi, 3 Mart’ta İzmir Gediz Deltası’nda gördüm. Başka bir yaz göçmeni çıvgını da aynı yerde duydum.
10 Mart sizin ilkbahar haberciniz ne oldu?
14 Mart yılın ilk leyleği @Çanakkale’de bir yuvanın hemen üzerinde uçarken
14 Mart Kaz Dağları’nı şahinler kaplamış. Neredeyse her köşe başından bir şahin kalktı. Kırlangıçlar da geldi.
14 Mart Kızılgerdanlar, mavi baştankaralar, öter ardıçlar seslerini duyurmak için adeta birbiriyle yarıştı.
14 Mart Anemonlar, dağ sümbülleri ve hindibalar karların ardından sonunda başlarını kaldırdı.
14 Mart Mavi-mor arılar bakla çiçeklerinin üzerinde, çiçeklerin yanına yaklaştırmadı kimseyi…
14 Mart Ay da ilkdördünü geçti, dolunaya yol aldı…
14 Mart ilkbahar hızlı ilerliyor. arıların ve kelebeklerin zamanı başladı bile.
15 Mart Şehrin tam ortasında bahar nasıl yaşanır? Güne sadece kuş cıvıltıları ile başlamış olmayı isterdim.
15 Mart Oysa demir dövme ve hızla geçen arabalarla başladım.
15 Mart Buna karşın tam tepemizden ve çok yakından geçen bir şahin bir tutam heyecan kattı da yoluna devam etti.
15 Mart serçe cilvesi
15 Mart ballıbabalar ve koyungözü papatyalar da patlamış :)
15 Mart bahar gelmiş de geçiyor!
15 Mart güzelim bir ballıbaba fotoğrafı için Doğa Güncem@Facebook
16 Mart sumruları bekliyorum, gözlerim açık…
16 Mart dürbünüm pencere yanındaki sehpada yerini aldı. yırtıcı kuşlar mı daha hızlı uçar ben mi dürbünümü daha hızlı çekerim göreceğiz :)
18 Mart yağmur ve yarın dolunay. dünyaya çok yakın olacak. seyretmeyi kaçırmayın!
18 Mart 14 tane ak kuyruksallayan, çok yakınımdaydı. yerdeki çınar tohumlarını yediler.
20 Mart çamtepe ekolojik yaşam kültürü merkezinin tepesinde 93 tane yılan kartalı, arada birkaç büyük orman kartalı, şahin, kaya kartalı…
20 Mart Çanakkale boğazında yelkovanlar
20 Mart Küçükkuyu-İstanbul arasında yüzlerce kırlangıç, onlarca şahin, kartal, kerkenez ve hatta kuzgun.
21 Mart ilkbahar gündönümü :)
21 Mart http://fb.me/Uku6MsGf
24 Mart mine çiçekleri ve ballıbabalar yanyana.
26 Mart yıldız parkında yoğurtotu peşinde
27 Mart yoğurtotu :) sen ne güzel bir bitkisi öyle! http://fb.me/Yux7bHJS
29 Mart ebabiller geldi :)
29 Mart National Geographic dergisi nisan sayısında kapak yazısı: Mantarlar Oya Ayman ve bendeniz tarafından yazıldı :) Bu perşemde dağıtımda :)
NİSAN 2011
1 Nisan http://fb.me/UIDMFMsa
2 Nisan yağmur çiseliyor. feriköy ekolojik pazarda bahar otları şenlik yapmış. mis kokulu naneler, şevket-i bostanlar, su… http://fb.me/NEmlngnt
3 Nisan Erguvan bayramı başlıyor! http://wp.me/pRUpL-wF
3 Nisan odun ateşinde pişen mantarı özlemek…
4 Nisan aromatik bitkiler@bilim çocuk dergisi ve küçük şeyler@yeşil atlas
4 Nisan Burdur yağmurlu, hava kapalı, göl görece daha dolu ama su kirlenmiş, ılgınlar kesilmiş ve kuşlar azalmış ne çare!
4 Nisan Erguvan Kitaplığı: wp.me/pRUpL-wW
5 Nisan ‘Küçük Şeyler’ başlıklı yazım @ http://www.yesilatlas.com/ kapak fotoğrafı da bendenizin :) http://fb.me/KZ9ov94q
5 Nisan bugün Burdur pazarıymış. küçük havuç ve yer elması aldım. yer elması çok leziz. çiçeğini hiç bilmiyordum. çiçeğine… http://fb.me/KCmFAzmn
5 Nisan Yeşil Atlas yeni sayısı yayında: http://www.yesilatlas.com/
6 Nisan hava güneşli
6 Nisan florya hiç çaktırmıyor ama sesi çok güçlü. pencereleri kapıları kapalı bir odanın içinde bile duyuyorum dışarıdaki şakımasını.
7 Nisan burdur tepelerinde miniminnacık unutmabeni çiçekleri ve görkemli sütleğenler, mis kokulu kekikler, şahtereler,… http://fb.me/VGLWAj9C
7 Nisan floryalar her yerde!
7 Nisan Burdur’un tepelerinden göle bakmak ne harika ve ne üzücü. Göl her yıl daha da çekiliyor. Bazen umutsuzluğa… http://fb.me/yN0EA9uC
8 Nisan barbaros bulvarında düğünçiçeği (ranunculus) bile var! o kadar güzel açmışlar ki. her toprak parçasından yaşam… http://fb.me/UwINvaqU
8 Nisan Doğada Bu Ay köşem @Bilim Çocuk Dergisi @Nisan http://fb.me/LcDIM0bQ
9 Nisan adım adım ekibiyle 07.00 – 09.30 arasında @Belgrad Ormanında kuş gözledik. güne güzel bir başlangıç yaptık…. http://fb.me/LmWBaVpJ
10 Nisan Ankara yolunda Bolu’da kar. Bolu Dağlarında yapraksız ağaçların altında parıl parıl orman gülleri.
10 Nisan Bozkırı ne kadar seviyormuşum. Bolu tünelini aşınca evimde hissettim. Dağı ayrı, gölü ayrı, bozkırı ayrı seviyorum.
14 Nisan Ankara’nın ortasında ibibik :)
18 Nisan Haftasonu Polatlı’da özlediğim bozkır manzarası. Kaya serçesi, kara kızılkuyruk ve kuyrukkakan. Kahvaltıda… http://fb.me/wpan3CCf
20 Nisan karahindibaya haiku: karahindiba / paraşütle kapladı / yeşilçayırı
20 Nisan http://fb.me/Uxo3c7L0
23 Nisan ekolojik pazardan: hodan, funda, yabani pırasa, pancar, fide nane, fide biberiye, fide reyhan, bol portakal ve… http://fb.me/vewiXaSH
24 Nisan hodan
24 Nisan Nisan ayının neredeyse tamamının soğuk olduğu bir yıl hatırlamıyorum. Olduysa hafızamı tazeler misiniz?
24 Nisan boğazda yelkovanlar bir o yana bir bu yana
28 Nisan bozkır çiçekleri…
MAYIS 2011
1 Mayıs Antalya’da floryalar şakıyor, sarı papatyalar diz boyu
1 Mayıs Antalya’da şehir içinde bir vadi, vadide arap bülbülü, kamış bülbülü, ak kuyruksallayan, kırlangıçlar, sümbüller,… http://fb.me/WVxQxgMf
2 Mayıs bu sabah beşiktaş’ta trafiğin içinde yine de sesini duyuran bir kızılgerdan. morsalkımlar açıyor, erguvanlar… http://fb.me/vSkHOexn
2 Mayıs Levent’in ortasında bülbül! ve saka ve baştankara… ama en çok da BÜLBÜL!
2 Mayıs Sinop’un doğası bu ay nasıldır?
3 Mayıs SİNOP’UN DOĞASI BU AY MUHTEŞEMMİŞ!!! Deniz seviyesinde sarıçamlar, açık yeşile boyanmış kayınlar, hala çıplak ama… http://fb.me/Z4XyPSvd
3 Mayıs Kuşlardan: haftalardır görmenin hayalini kurduğum taşkuşu, kuzgunlar, şahinler, ala doğanlar, kerkenezler, orman… http://fb.me/Jo69ZF5i
3 Mayıs Sinop’un doğası bu ay hem de sadece 3,5 saatte böyleymiş :)
3 Mayıs Taşkuşu bu işte ve ben bugün aynen böylesi bir pozda gördüm. Taşkuşu, sen ne olağanüstü bir kuşsun! Akraban çayır… http://fb.me/vTVEanIS
3 Mayıs Facebook’ta “Sinop’un Doğası @Mayıs Ayı” albümünde 20 fotoğraf paylaştım http://fb.me/KMlkDtAG
5 Mayıs Her yerde tarla kiraz kuşu. Sesini dinleyin :)… http://fb.me/GYpcU5CH
6 Mayıs Apartman dairesindeki evimize güneşten elektrik üreten bir sistem kurabileceğimizi, hem de düşündüğümden çok daha… http://fb.me/QNpHl3kv
6 Mayıs Bu neyse çok sevdim. Türünü bilen? http://fb.me/wdczXv4L
7 Mayıs İstanbul’u yabani hardallar sarmış.
8 Mayıs Kastamonu pazarında ıspıt (zılbıt, hodan), yabani kuşkonmaz, cincile ve kokulu mantar, tekesakalı (yemlik)…
8 Mayıs mor salkımlar açmış
8 Mayıs çocukluğumda bahar mevsimlerinin olmazsa olmazlarından biri olan yenidünya (malta eriği) uzun süredir çok nadiren… http://fb.me/XfAnFwu6
9 Mayıs Geçen sene bu zamanlar :) @Çamtepe http://fb.me/YKdhI1Lb
11 Mayıs ebabiller gökyüzünde…
13 Mayıs barbaros bulvarının yoğun trafiğine rağmen morsalkımların kokusunu duyabilmek…
15 Mayıs bugün hem akkarınlı sağan (akkarınlı ebabil) hem de kara sağan (ebabil) gördüm :)
16 Mayıs mor salkımlar coşmuş…
19 Mayıs yabani yulaf boylanmış iyice
19 Mayıs http://www.kesfetmekicinbak.com/dunyanin-ilk-masali/vd30.aspx http://fb.me/SukuQcvP
19 Mayıs uğurböcekleri :)
20 Mayıs Dikmen tepede doğal bir erguvan…
21 Mayıs iki ebabil türünü aynı anda görmek mümkün İstanbul’da; biri çığlık diğeri kahkaha atıyor!
22 Mayıs Ağaçlar bize dava açabilseydi?
22 Mayıs Kuşlar da bize dava açabilseydi?
22 Mayıs Karıncalar, kelebekler bize dava açabilseydi?
22 Mayıs Nehirler, göller, ağaçlar, hayvanlar…bize dava açabilseydi?
22 Mayıs Gelecek nesiller bize dava açabilseydi? :)
22 Mayıs Beşiktaş simalarında bir doğan süzülüyor. delice doğan? ya da zayıflamış bir gökdoğan?
23 Mayıs Levent’te 35 leylek… Geç mi kalmışlar ne?
25 Mayıs Ne olağanüstü bir fikir. Basit-bildik ve OLAĞANÜSTÜ @treeyear
25 Mayıs akasyalar anadolulu değiller. ancak bu çiçeklerinin harika kokmasına engel değil :)
27 Mayıs Facebook’ta “Beklediğim Kitaplar” albümünde 13 fotoğraf paylaştım http://fb.me/10zvcsee5
29 Mayıs ak mukallit duydum ve gördüm @Kayseri
29 Mayıs kır kırlangıçlarının kuyrukları bir hayli uzun :)
29 Mayıs Erciyes karla kaplı
29 Mayıs Facebook’ta “Kilyos’ta…” albümünde 5 fotoğraf paylaştım http://fb.me/GaSWj21w
29 Mayıs Gün Kilyos yolundaki beyaz ve pembe çiçekli ladenlerle başladı, Kilyos’ta kumul çiçekleriyle devam etti…. http://fb.me/SlM7Ruqp
29 Mayıs 150 metre derinde, 1200 metre uzunluğunda bir tuz mağarası. Kaya tuzu. Çankırı’da. İz TV’de izliyorum.
29 Mayıs Kaya tuzu atıklarla kirlenmemiş.
29 Mayıs Her geçen gün Türkiye’yi ne kadar az tanıdığımı daha çok fark ediyorum.
29 Mayıs bu değerli sodyum klorür, 200 yaşında olduğu düşünülen ve zamanında tuz taşıyan, ayağı kırılarak mağarada ölen… http://fb.me/AnjU8vON
29 Mayıs Çankırı’daki bu maden ziyaret edilebiliyor. Tuz madeninde heykel sergisi de var :)
HAZİRAN 2011
5 Haziran Tekirdağ Malkara’nın Elmalı Köyü muazzam. Meşe ormanı, çayır-mera, karabaşlı kirazkuşu, birkaç haftaya çiçekleri… http://fb.me/zlRxmY6z
5 Haziran İstanbul’un her yerinde bu çalı/ağaç var. Sapsarı-arada beyaz- misss kokulu çiçeklerine burnunuzu dayayın. Bakalım… http://fb.me/ZmYETwOn
5 Haziran İz TV Haziran ayı ‘Çevre’ belgeselleriyle dolu!
11 Haziran Facebook’ta “@Kilyos Kumulları” albümünde 5 fotoğraf paylaştım http://fb.me/A9Nq5MjF
11 Haziran Baba Dağı @İz TV
11 Haziran Çakal nergisi gösteriyor, yanıbaşında az bilinen yoğurtotunu gördüm :)
11 Haziran Sedirlerin yanındalar
11 Haziran Baba Dağı @İz Tv Gösterim günleri 12.06.2011 – 12:50 13.06.2011 – 14:50 14.06.2011 – 04:15 15.06.2011 – 06:05
11 Haziran bir kır var tam benlik @akbel yaylası
11 Haziran Baba Dağı’nın zirvesinde beş ay geçirsem? Ne olağanüstü olurdu! Dağın tepesinde bir aile beş ay yangın gözetleme nöbetinde.
12 Haziran Benim oyum sana sevgili Mamut Yabanarısı! « Doğa Güncem http://fb.me/XeGrJL5J
14 Haziran TEMA-Vehbi Koç Korusu http://fb.me/vDoF2AyP
19 Haziran Ankara bozkırları rengarenk. sarılar, morlar, yeşiller… çiçekler coşmuş.
21 Haziran Adıyaman’da otlar çoktan kurumuş mudur?
21 Haziran Yazdönümü, en uzun gün :)
21 Haziran Gaziantep-Adıyaman sapsarı, sadece birkaç gün öncesinde yağmış olan yağmur bazı yerleri hafiften yeşertmiş
21 Haziran Adıyaman’da sarı otlar arasındaki karaçalılar yeşillenmiş
21 Haziran bahçelerden kaçan rengarenk hatmiler her yanı sarmış
21 Haziran nohutlar yer yer toplanmaya başlamış. kimbilir kimin evine, sofrasına konuk olacaklar
21 Haziran birkaç tarlada alabildiğine günabakan
21 Haziran buğdaylar yer yer hasatta
21 Haziran öğlen sıcağında sayısız kadın, erkek ve çocuk biz beslenebilelim diye tarlalarda
21 Haziran kaçımız 40 dereceye varan sıcakta, yılın en uzun gününde, gün boyunca nohut toplar, pamuk tarlasında çapa yapar, buğday biçer?
21 Haziran Adıyaman bu bölgenin en ormanlık alanıymış. Keçilerin olduğu alanlarda meşeler bodur. Kayalıkların çok olduğu alanlardaysa görece büyük
21 Haziran Buralarda bir de alabildiğine fıstık ağacı tarlaları var, üzerindeki fıstıklar kırmızılaşmışlar, güneşlendikçe olgunlaşacaklar


İpekten tomurcuklar

Doğa Derneği’nde çocuklar için ‘Doğa Çantam’ adlı bir program geliştirip uyguladık uzunca bir zaman. Programda öğretmeye de öğrenmeye de çalışmadık. Sadece duyduğumuz farklı sesleri dinledik, değişik renk ve şekillere baktık, zaman zaman kokladık, çoğu zaman dokunduk yani hissettik doğayı. Kış mevsimindeysek, dokunmanın en güzel, en olağanüstü olduğu canlılar söğütlerin kış tomurcukları oldu. Özellikle de boz söğüdün.

Boz söğüt, tırtıl adı verilen tomurcuklarını çıkardı. Trakya ve Karadeniz kıyılarındaki sulak alanlarda, dere kenarlarında görülebilen boz söğüdün bu tomurcukları ipekten mi pamuktan mı bilemeyeceksiniz. Parmak uçlarınızla narince, incitmekten imtina ederek dokunun. Hemen dökülebiliyorlar. Dokununca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Böylesi bir his, böylesi bir yumuşaklık yok! Keçi söğüdünün tırtılları da yumuşacıktır.

Demem o ki tomurcuk deyip de geçmeyin sakın! Dokunun!

Fotoğraf: Daniel Espejo Fraga