National Geographic Türkiye Kapak Yazısı: Mantar

Umarım beğenirsiniz. Yazıda sadece benim adım geçse de aslen Oya Ayman-Burcu Arık olmalıydı.

İyi okumalar

 

 

Reklamlar

Güz meyveleri ve yemişleri

Güz mevsimini seviyorum. Güz mevsiminde pazar yerlerini de seviyorum. Yağmurların ardından kendini gösteren yabani mantarlar elbette pazar yerlerini sevme nedenlerimin başında geliyor. Nitekim bugün İnebolu pazarına gittik ve kanlıca ile sığırdili mantarı aldık. Ancak mantarların yanısıra bu mevsime özgü meyveler ve yemişler de güz pazarını renklendirir. Hem de ne renklendirme!

Envai çeşitte, ekşiden tatlıya farklı tatlarda güz meyveleri ve yemişleri. Örnek mi? Alıç, maviyemiş, ahududu, böğürtlen, kuşburnu, kızılcık, ahlat, muşmula, üvez, kuşüzümü, hünnap, kestane, fındık, ceviz, badem, fıstık…

Bana öyle geliyor ki memleketimde 1001 çeşit güz meyvesi ve yemişi sıralayabiliriz. Ne dersiniz?

Mantarlar yağmuru, ben mantarları bekliyor

katja schulz

Sonbahar yağmurları başlasın artık. Başlasın ki yabani mantarlar toprak üstüne çıksın bir an önce!

Geçen sonbahar tesadüfen yabani mantar tutkusuyla tanışınca, bu tutkuya ortak olan birilerini aradım durdum. Bulduğumda kış bastırmış, sonbahar mantarlarının az sayıda temsilcisi kalmıştı doğada. İlkbaharda güneyde yapılan kuzugöbeği mantar festivaline katılışımı saymazsak, geçtiğimiz bir yıl boyunca pek fazla mantar maceram olamadı. Bu beni yeni tutkumdan vazgeçirdi mi? Tabii ki hayır! Muradıma kısmen de olsa sonunda erdim. Girmekte olduğumuz sonbahar mantar sezonu için beklediğim işareti sevdiğim bir arkadaşım verdi: ‘yabani mantarlar çıktı, hemen buraya gel!’

İstanbul’da olmasa da Kastamonu’da yağmur başladığından şansıma Küre Dağları’ndan toplanan, bu yazımda fotoğrafını gördüğünüz sığırdili mantarları düştü. Geçen yıl Belgrad ormanında sadece bir tane bulabilmiştim. Şimdilik pazardan alınanı ile idare ettim ama yağmur duasına çıktım! Bekliyorum sabırsızlıkla…

Hadi yağ yağmur, yağ ki mantarlar çıksın meydana!

Notlar:

Yanınızda iyi bilen biri olmadan yabani mantar toplamaya kalkmayın! Bu işin şakası yok!!!

Fotoğrafın sahibi Katja Schulz. Flickr’dan, ticari amaçlı olmayan kullanımlara izin verilen fotoğraflar arasından seçtim.

Sığırdili mantarları tek kelimeyle muhteşemler! Fotoğrafta da gördüğünüz üzere şapka altları yüzgecimsi değil, iğne iğne. Bu nedenle bazı ülkelerde hedgehog yani kirpi mantarı olarak adlandırılmış.

Mantarları daha iyi tanımak isterseniz,  bu amaçla oluşturulmıuş mantardostu grubuna katılmanızı öneririm: mantardostu@googlegroups.com

Ayı mantarı yedim!

Sonunda yabani mantarları doğada gördüm, aldım ve yedim! Bir pazar günü beş arkadaş çıktığımız İğneada gezisinde beklediğimin çok üstünde sürprizler vardı. Görmeyi en çok istediğim yabani mantarlardan biri olan çörek mantarını (köylülerin deyişiyle ayı mantarı) küçük de olsa doğada görmekle kalmadım. Köylerde mantar toplayanlarla ve mantarı alanlarla karşılaştım, onlarla çay içtim, sohbet ettim. Merakımın ve ilgimin karşılığında yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz birbirine yapışık mantar ailesi birkaç küçük birey daha eklenerek bize hediye edildi. Mantar meraklısı insanların ülkesinden gelen Damien’in tarifiyle tereyağı, sarımsak ve maydanozla kavurarak pişirdik ve yedik. Bir dahaki sefere ayı mantarının çorbasını yapmayı planlıyorum.

İğneada’yı subasar ormanı, göllleri ve tabii ki kuşları nedeniyle yıllar önce öğrenmiştim. Bir kış zamanı kuş gözlem için gelmiş, hatta kuş kertiklerimden bazılarını burada atmıştım. İki yıl önce burada çalışmış olan Nilüfer’den alanın haritasını ve nereyi gezebileceğimize dair bilgi aldık ve yola koyulduk. Ormanı henüz su basmamıştı ve her adımda bir karşılaştığımız mantarlar kuşlardan dikkatimizi çaldı.

İğneada’ya gitmeden bir gün önce yağmur yağdığı, bizim gittiğimiz günse güneş açtığı için şanslıydık. Mantar görmek ve toplamak için bundan daha uygun bir güne denk gelemezdik. Köylülerin dediğine göre yabani mantarlar daha çok Istranca Dağları’ndan toplanıyormuş. Istranca’da yaprak döken ağaçlardan oluşan masalsı bir orman var. Bizim gezdiğimiz rota ise kıyıdaydı ve burada çoğunlukla yaşlı ve uzun meşe ağaçları vardı. Çok kısa bir mesafede sazlıklardan, subasar ormanlardan, meşe ormanlarından, derelerden, çiftliklerden, denizden, gölden geçtik! Yaşam alanı çeşitliliğine bakın!

Ormandan ayı mantarı dışında çok sayıda imparator mantarı (Amanita caesarea) (köylülerin deyişiyle gelin yanağı) da toplanmıştı. Adını Sezar’dan alan bu mantar, Amanita yani öldürücü zehre sahip türlerin olduğu bir cinse ait. Şirinlerin mantarı olarak da tanımlayabileceğim üzeri beyaz puanlı kırmızı gelin mantarı (Amanita muscaria), yağmurun ardından puanlarını kaybedebiliyormuş. Bu durumda bu iki mantar birbiriyle karıştırılabiliyormuş. “Biz yiyoruz” dediler ama almaya hiç niyetim yoktu! Köylülerin mantar sepetleri arasında çok az sayıda sığırdili mantarı da (Hydnum repandum) varmış. Duyduğuma göre bu çok leziz bir mantarmış. “Mış” kullanıyorum çünkü bu mantarı ancak eve gelip fotoğrafları incelerken farkedebildim! Orada farketseydim hemen isterdim!

Mantarların dışında başka hangi canlılar mı vardı? Yaşam ortamı çeşitliliğine bakarak bu bölgenin barındırdığı canlı çeşitliliğini kolayca tahmin edebilirsiniz. Rotamız üzerinde nerede bir açıklık alan varsa orada güzelim kanatları artık iyice yıpranmış, buna rağmen uçuşan atalantalar, ağaç karamelekleri, benekli bakırlar, anadolu azametleri, beyaz melekler gibi çeşitli kelebek türleri gördük. Yanıbaşımızdaki sazlıklarda birbirlerine sataşan üç tane ak kuyruklu kartal, saz deliceleri, sessiz kuğular. Uzun süredir görmediğim eski dostum ağaç tırmaşıkkuşu bile vardı. Neredeyse her adımda çayır kurbağasıyla karşılaştık. Saklanmak için çok az zamanı kalan yavru yılanlara rastladık.

Sonbahar geçmeden doğa yürüyüşü yapmanız dileğiyle…

Yabani mantar avı



Öyle çok istiyorum ki yabani mantar avına çıkmayı anlatamam! Belgrad’a gitmeden önce çaresizce bu şehirdeki mantar uzmanlarını bile araştırdım. Kaldığımız hosteldeki sempatik Sırp kızın ve benim internette mantar gezisi bulmaya çalışmamız ve çatpat İngilizcemizle anlaşmaya çalışmamız seyre değerdi doğrusu. Sırpların mantar için gljivara ve pečurke kelimelerini kullandığını öğrendim ama sonunda. Bulmayı en çok istediğim çörek ve trüf mantarlarını da buldum! Tabii yemek olarak! Çörek mantarının çorbasını içtim ve trüf soslu makarna yedim. Sadece bunlar bile beni bir süreliğine mutlu etmeye yetti, iyi mi? Şimdi gerçek bir yabani mantar avı için kendime arkadaş ve uygun zaman arıyorum.

Yabani mantarlar, sonbahar ve ilkbaharda ilk yağmurların hemen ardından ortaya çıkıyor. Mantar toplamak için yağmur sonrası güneşli havalar bekleniyor. Aksi takdirde hem tanımlamak hem de toplamak zor oluyor. Mantarları tanımak isteyenlere ilk önce zehirli mantarlar öğretiliyor. Yani amansız Amanita’lar! Amanita cinsinden mantarlara Türkiye’de ölüm meleği, köygöçüren, ağulu mantar gibi isimler verildiğini belirtirsem neden zehirli türlerden başlandığını daha iyi açıklamış olurum sanırım.

Fransa, Finlandiya, İsveç ve Rusya gibi ülkelerde birçok insan mantar dönemlerini dört gözle bekliyor ve bu dönemlerde gözleri dönmüşçesine mantar avına çıkıyor. Benim daha ava çıkmadan gözüm dönmüş durumda ama ne çare! Yurtdışında bu işin kulüpleri, kursları bile var. Ellerinde birbirinden güzel ve çeşitli sepetlerle hep birlikte mantara çıkıyorlar. Mantar toplamak için sepet arayışına bile girmiş durumdayım. Bu işi yapmaya niyetlendiysem hakkını vererek yapmaya çalışmalıyım, öyle değil mi?

Türkiye’de yaklaşık 40 mantar türü yemeklik olarak toplanıyor, bunların 25’i yurt dışına ihraç ediliyormuş. Çörek, kanlıca, yumurta, istiridye, kayın mantarları en sevilenlerden bazıları. Yıllar önce Küre Dağları’nda tesadüfen kanlıca yemiştim. Tadı hala damağımda! İstiridye mantarını Beşiktaş pazarında bulabiliyor ve arada alıyoruz. Kestane ve kültür mantarları da marketlerde en çok bulunanlardan.

Kısacası yabani mantar dönemi başladı dostlar! Yeneni, yenmeyeni, yenmeyip üstüne bir de zehirli olanları teker teker çıkıyor ortaya.

Notlar:
!!!Mantar toplamak oldukça tehlikeli bir iş! Öldürücü zehre sahip olanlar var ve bunların bazıları yenebilen mantarlara çok benziyor. Aşağıda önerdiğim sayfalarda mantar konusunda dikkat edilmesi gerekenler ayrıntılı olarak anlatılıyor. Bana sadece sözü uzmanlara bırakmak düşüyor anlayacağınız.!!!

Fotoğraftakiler sırasıyla Belgrad’da Tuna boyunca Alper’le yaptığımız kısa bir yürüyüşte görebildiğim mantarlardan ikisi ve Londra’nın çok renkli/sesli/çeşitli Borough pazarında satılan mantarlar. Henüz bu çeşitliliği bizim pazarlarda göremedim ne yazık ki.

http://blog.mycology.cornell.edu/?p=509 adresinde mantarlarla ilgili çok sevimli bir kısa film var. İzlemenizi öneririm.

İnternette bulduğum en geniş kapsamlı mantar siteleri şöyle:
http://wb332306.bahnhofbredband.se/
http://www.ogm.gov.tr/sites1/mantar.htm

Peki, ne zaman çıkıyoruz yabani mantar avına?