Miyazaki’nin örümceği


Sonbahar yazılarıma geçmeden önce yazın tanıştığım ve Miyazaki karakterlerinden biri olabilecek bu inanılmaz örümceği yazmak istedim. Örümceği, Rize’de Çaymakçur yaylasına yaptığımız yürüyüşte yol kenarındaki mor çiçeğin üzerinde gördüm. Önce, bu bitkide oluşan turuncu bir ur olduğunu düşündüm. Dikkatlice bakınca turuncu topun çizgili ayaklarını fark ettim. Kalbim bu ayaklar nedeniyle heyecandan neredeyse duracaktı.

Örümceğin türünü belirlemek için Collins örümcek rehberinde yusyuvarlak karınlı olan cinsleri aradım. Araneus cinsi olabileceğini düşününce internette bir hayli araştırdım. Dört benekli ağ örücü örümcek (Araneus quadratus) olabileceğini düşünüyorum. İnanın tür tespitinde bu uzun yolu izlemek yerine Türkçe bir örümcek rehberi açıp kolayca bulmayı çok isterdim. Ancak son zamanlarda sayısı giderek artan bitki rehberleri dışında örümcek, mantar, böcek ve başka birçok canlıya meraklı olan ben gibilerin uzun bir süre daha Türkçe kaynak bulma şansı yok.

Dört benekli ağ örücü örümcek (ne uzun isim ve ne yazık ki Türkçesi olmadığı için uydurmak zorunda kaldım. tercihim Miyazaki örümceği adını vermek olurdu) meğer yaygın bir türmüş. Sanırım bu bir dişi. Erkeklerin böylesi yuvarlak ve büyük karınları yok. Rengi ve üzerindeki beneklerinin büyüklüğü ve şekli bir hayli farklılık gösterebiliyor. Ağını yere yakın kuruyor, böylece çekirge gibi böcekleri avlayabiliyor. Kurduğu ağdan herhangi bir canlının kolay kurtulacağını sanmıyorum. Gördüğüm kadarıyla bir hayli kalın ve sağlam bir ağı var.

Dişiler, top haline getirdikleri ipeklerinin içine yavrularını koyup bu topu kuytu bir yere bırakıyor. Sonbaharda ölene kadar da yumurta topunun yanından ayrılmıyorlar. Yavrular kışı burada güven içinde geçirip baharda topun içinden çıkıyor ve hayata adım atıyorlar (ne klasik bir cümle oldu bu).

Sanırım Eylül’le beraber örümcek mevsimini de kapatmış olduk. Umuyorum gelecek bahara yeni fantastik örümceklerle karşılaşabilirim. Şimdi sıra sonbahar gözlemlerimde…

Örümceğin dişlerinde taşıdığı hazine


Bir lavantanın dibinde gördüğüm bu örümcek dişlerinin arasında ne taşıyor olabilir dersiniz?

a) sürüngen yumurtası; b) uzaydan düşmüş kıymetli bir taş; c) pinpon topu; d) hiçbiri

Dilerseniz doğru yanıttan önce birçok bölgede görülebilen ve yaygın olan bu yer avcı örümceğini (Pisaura mirabilis) biraz anlatayım. Bu örümcekleri görebilmek için kırda, çayırda, bahçede, ormanda yere iyice çömelip otların diplerine dikkatlice bakmamız iyi olur. Nitekim bir başka örümceksever dostum Özge’yle, Doğa Derneğinin Çengelköy bahçesindeki bir lavantanın etrafında oturup içeride ne var ne yok bakarken gördük. Üstelik bir değil iki tanelerdi. Böylesi bir top taşımayan bir birey daha vardı. Aynı çalının dibinde bu halde iki örümcek olması normal midir bilemiyorum. Ancak yakın zamanda otların çoğunun yolunduğu bahçede örümceklerin başka şansları kalmamış olabilir.

Bu örümceği bir kere tanıdınız mı başka türle karıştırmanız zor. Ancak renginin griden açık ve hatta koyu kahverengiye değişebildiğini bilmekte yarar var. Bunları daha çok yukarıdaki haliyle değil de sanki dört bacaklıymış izlenimi verir şekilde otururken göreceksiniz. Ağ kurup avlanmaz. Oturur, avının yaklaşmasını bekler, yaklaşan ava çevik bir hareketle atlar, sonrasında da afiyetle yer. Ne avlıyor derseniz, böcek ve örümcek derim.

Erkekler, çiftleşme döneminde dişileri  ikna etmek için özenle sarıp sarmadıkları böcekleri hediye ederler. Dişi hediyeyi kabul edip yerken çiftleşme gerçekleşir. Çiftleşmenin ardından dişi onlarca yumurta yumurtlar ve bunları ipeğiyle iyice sarar, top haline getirir. Yumurtalarıyla dolu topu da yavrular çıkmaya hazır hale gelene kadar dişlerinin arasında taşır. Umuyorum yavruların çıktığı zamanı da yakalar ve sizlerle paylaşabilirim.

Kısacası yanıt d şıkkı :)