Eski bir dost: Yeşil Zarkanat

Fotoğraf: Kolby Kirk

Bu acaip canlının adı ‘Yeşil Zarkanat’. Benim için eski bir dost çünkü onu kendimi bildim bileli tanıyorum. Özellikle bütün tatillerimi geçirdiğim anne memleketim Göksun’da mutlaka karşılaşırdık. Anneannemin evinde, balkondaki-terastaki lambalara geceleri sayısız sinek-böcek-güve gelirdi. Bunları incelemeyi çok severdim. Yeşil zarkanat olmazsa olmazlardandı. Uzun bir süredir şehrin göbeğindeki evlerde oturduğum için bu dostu nadir görür durumdaydım. O da tatillerde gittiğim kırsal yerlerde. Şimdi balkonum bol meyveli bir bahçeye bakar olunca evime giren çıkan böceklerin sayısı ve çeşidi yine arttı. Eski dost yeşil zarkanat da baş köşeye yerleşti. Pek mutluyum.

Fotoğraf: Larry Graziano (Project Noah)

Hal böyle olunca hakkında bir araştırma yapmak istedim. En şaşırdığım yumurta hali oldu. Baksanıza ne acayip yumurta bırakma biçimi bu! Ömürleri boyunca yaklaşık 100-200 yumurta yumurtlayan dişiler 1 cm. uzunluğunda bir ipliğin ucuna bırakıyormuş her bir yumurtayı. Ömürleri dediğim 4-5 hafta kadar! İnsan tanıştığı her bir canlıda yeniden ve yeniden hayrete düşmüyorsa bilemiyorum! Neyse, konuya devam… Larva örümcek gibi besleniyor. Avını paralize eden bir zehir enjekte ediyor, daha sonra da emiyor. Larvadan sonra pupa hali var. Bu halden beş gün içinde erişkin olarak çıkıveriyor.

Larvalarının Amerika’da yararlı böcek olarak satıldığını da belirtmeliyim. 2-4 hafta süren larva dönemlerinde 600’e yakın bitki biti yedikleri belirtiliyor bazı kaynaklarda. Erişkinlerse daha çok balözü ve nektar tercih ediyorlarmış. Bizim evin yanı başında insan mahlukatı toplayamadığı için dalında çürüyen bol erikli bir ağaç var. Leziz!

İlginç bulduğum bir diğer bilgi de Latince aile adının anlamı. Chrysopidae= Chrysos ‘altın’ + ops ‘göz, yüz’. İlk fotoğraf da bu adın hakkını vermiyor mu?

Bu arada yazımı balkonda yazıyorum ve yakın çevremde beş tane yeşil zarkanat var.

Kaynaklar:

http://bugguide.net/node/view/140

http://www.thebeneficialinsectco.com/green-lacewing-larvae.htm

http://www.insectary.com/lw/lacewing.htm

http://en.wikipedia.org/wiki/Chrysopidae

Ağaç ve kaya sansarı ile Malta’lı iki dost

Fotoğraf: Miroslav Deml

Bu yazımı bugün içinde kaleme aldım ancak bir şekilde uçtu. Aylardır yazmayıp bir heyecanla yazınca, ancak yazdığın bir anda kaybolunca canın sıkılabiliyormuş. Bir daha deneyeyim.

Geçen Perşembe yeni evimize yakın harika manzaralı mesire yerinde yaptığımız akşamüstü pikniğinden geri dönerken yokuş başında bir komşu kızın şu nidasını duydum: ‘O neydi ya? Ne kediye ne köpeğe benziyordu!’. Besbelli bir hayvan vardı yakınımızda. İçgüdüsel olarak araba altlarına bakmaya başladım. Bir yaban hayvanı göreceğime o kadar emindim ki. Çok bekletmedi beni. Birkaç dakika içinde bir metre yakınımdan geçerek az ilerideki bir bahçeye atlayıverdi kaya sansarı! Ağzımdan ilk ne çıktı dersiniz? ‘Kokarca!’ Daha neler! Türkiye’de kokarca varmış gibi. Neyseki hemen kendime geldim ve ‘Kaya sansarı’ diye düzelttim.

Bu güzel hayvanla uzun bir yolculuğum var. Başlangıcı 1999 yazına dayanır. Doğa koruma alanında deneyim kazanmak ve hangi yola doğru evrileceğimi anlamak amacıyla bir aylığına İngiltere’ye gittiğim yaz. Ziyaret ettiğim yerlerden biri olan İskoçya’daki Aberdeen Doğa Rezervi’nde Malta’lı bir çiftle karşılaşmıştım. İnanılmaz derecede tutkulu bu doğacılardan ne çok bilgi edindim. Yaz için gönüllü çalışmaya gelmişlerdi. Çalışma zamanı dışında bulunduğumuz alandaki canlıları izliyorlardı. Bir akşamüstü onlarla birlikte ağaç sansarı izlemeye davet edildim. Kaya sansarı nispeten kolay görülebilirmiş ama ağaç sansarını görmek çok zormuş. Akşamın alacakaranlığında, Aberdeen’in güzelim sarıçam ormanında onlarla sessizce  yürür ve ağaç sansarı ararken doğayla bağım daha bir güçlendi. Göremedik o ayrı!

2000 yılında İstanbul’a taşındığımda, Arnavutköy’de bahçeli bir evde oturan Güneşin bulunduğu yerde kaya sansarı olduğunu söylerdi. Çok merak ederdim. Hadi burayı anlıyorum, bağ-bahçe hala var. Peki  ya Can Hoca’nın Cihangir’in ortasında bu hayvanın gördüldüğünü söylemesine ne dersiniz? Böyle hikayeler duya duya benim için iyice şehir efsanesi haline geldi sansar. Türkiye’nin çeşitli yerlerine yaptığımız arazi çalışmalarında diri ya da ölüsünü görmüşlüğüm oldu ama yaşadığım yerde hiç görmemiştim kaya sansarını. Geçen perşembeye kadar! Gerçekten şanslıyım!

İtiraf edeyim, bu şehre alışmak kolay değil benim için. Sevmeye, anlamaya çalışıyorum ama zor. Bana yeşil, nefes, doğa, yaban hayatı, keşif gerek. Ancak ne zaman böylesi bir metropolde kaya sansarı gibi son derece yabani bir hayvanın varlığını keşfediyorum, o zaman hayranlık duyuyorum. Tabii ki yine de şehirden çok hala direnen ve varlığını devam ettiren yaban hayatına.

Düşünsenize komşum kaya sansarı tam şu anda kim bilir nerededir? Ne kadar yakınımdadır? Gündüzleri nerede dinleniyor, geceleri nerelerde neleri avlıyordur? Yavru büyütebiliyor mudur? Yavrularına kolayca besin bulabiliyor mudur? Üçüncü köprü tartışmalarının arttığı bugünleri atlatabilecek, seneye de varlığını devam ettirebilecek midir? Bu sorularımın yanıtının ‘Evet’ olmasını tüm benliğimle diliyorum.

 

Not:

Tramem sitesinde kaya sansarı hakkındaki bilgilere bakarken meyve de yiyebildiğini okudum. Yeni muhitimin meyve cenneti olduğunu bu vesileyle söylemeden geçemeyeceğim. 

Blog okurlarımın hayatlarında en az bir defa bu muazzam hayvanla yakından karşılaşmalarını dilerim. 

Ay çevresindeki taç

Fotoğraf: A. Alper Akyüz @Beşiktaş

Bugün akşamüstüne doğru tek tük belirmeye başlayan sirrüs bulutları bir kaç gündür heyecanla izlediğim kümülüsleri tahtından etti. Akşamsa ayın çevresinde beliren ışık halkası belli belirsiz bir bulut olan sirrostratüsleri ele verdi. Bu ışık tacı, güneşin ayın yüzeyinden dünyamıza yansıyan ışığının, çoğunlukla buz kristallerinden oluşan sirrüs ya da sirrostratüs gibi bulutların arasından geçerken kırılması sonucunda belirir. Tacın büyüklüğü buz kristallerinin (ya da su damlacıkları) büyüklüğüne bağlı. Kristaller ne kadar küçükse taç o kadar büyük olur.

Yüksek irtifa bulutu olan sirrostratüsler, belli belirsiz ince bir tabaka halinde olduklarından çoğunlukla gözden kaçabiliyor. Varlıklarını çoğunlukla ay ya da güneş çevresinde oluşturduğu ışık oyunlarından belli ediyorlar. Gökyüzünde çok geniş bir alanı kaplıyorlar. Sirrüslerle bir arada görülebiliyor, hatta sirrüs bulutlarının dağılıp yayılması sonucunda oluşabiliyorlar.

Bu arada, sirrostratüsler genellikle 12 ila 24 saat arasında yağış getireceği belirtilen bulutlar. Havada bir serinlik var ancak DMİ yağış göstermiyor.

Bulut Koleksiyoncusunun Elkitabına göre sirrüs gördüğüm için 20, sirrostratüs için 20, taç için de 20, bugünkü bulut gözlemimden toplam 60 puan topladım. Bu da yeni başladığım bir oyun :) Bu oyuna katılmak için aşağıdaki kitapları öneriyorum.

Kaynak:

Bulut Gözlemcisinin Rehberi, Gavin Pretor-Pinney (TÜBİTAK Yayınları)

The Cloud Collector’s Handbook, Gavin Pretor-Pinney (Chronicle Books)

Ağaçların Saatli Maarif Takvimi

Küre Dağlarından bir kayın ağacının sararmış yaprakları

Her gün oynadığım bir oyun var. Ev-ofis arası gidip gelirken, otobüste oturduğum yere göre sağ ve sol yol üzerinde gördüğüm ağaçları tanıma oyunu. Bunu, Faik Yaltırık’ın Ağaçlar kitapçıkları 90’ların sonunda Atlas Dergisi’nde verildiğinden bu yana oynarım. Sizlere de öneririm. Bu sayede evimin yakınlarında bir dizi meşe ağacı olduğunu, yol ortasındaki şeritte elma ve kırmızı erik ağaçlarının bulunduğunu, çınarların taçlarının bir hayli geniş olduğunu öğrenmiş oldum. Bazı yerlerde erguvanlar, hatta bir yerde ağlayan çam bile var. Bu çamın güzelliğini bilir misiniz? Görmelisiniz!

İşte, yolumun üzerindeki ağaçlar beni hemen her gün şaşırtıyorlar. Mesela bugün. Yolun sonlarına doğru atkestanelerinin yapraklarının kahverengi kesilmiş olduklarını farkettim bir anda. Diğer ağaçlar da sararmaya, teker teker de olsa yaprak dökmeye başladılar ama hiçbiri atkestanesi kadar belirgin değil hâlâ. Bir an düşündüm… Çiçeklerini belirli bir sırayla açmaları gibi yapraklarını da belirli bir sırayla mı döküyorlardı?*  Etrafıma bakınca çınarların atkestanelerine yakınlaştığını, ıhlamurlarsa çınarları takip ettiğini gördüm.

Ağaçlar yapraklarını ne zaman dökeceklerine nasıl karar veriyorlar? Güneşin eğiminin değişmesiyle havanın soğuduğunu mu hissediyorlar? Yoksa benim gibi Saatli Maarif Takvimleri var da, yanıbaşımızdaki parkın ulu çınarı: ‘Hımm, bugün Ağustos’un 24’ü, günlerden yaprak dökme zamanıymış…E, o zaman hadi bakalım!’ mı diyor dersiniz?

Yapraklardaki harikulade renk oyunları aracılığıyla yazın bittiğine işaret eden doğanın orkestra şefleri birden çok. ‘Gece uzunluğu’ bu şeflerden biri. Geceler uzamaya başladıkça ağaçlar kışa hazırlıklarını artırıyor. 13 Ağustos’tan bugüne gece 16 dakika uzamış. Tam 16 dakika! Ben işe giderken dalayım, atkestaneleri ise geçen dakikaları saniye saniye saysınlar. Gecenin yeterince uzadığına kanaat getirince, yapraklarıyla dalları arasında kuru, mantarımsı bir katman oluşturmaya başlamışlar bile çoktan.

Absisyon gibi fantastik bir adı olan mantarımsı katman yaprağa besin akışını önlüyor. Böylece yapraktaki klorofil yenilenmiyor. Yeşil renkli klorofilin baskısından kurtulan diğer renklerse vakit kaybetmeden özgürlük ilanı veriyor. Sarılar, kırmızılar, kahverengiler yaprakta cirit atmaya başlıyor. Bir süre sonra da absisik asit (ABA) adlı bir bitki hormonu işe koyuluyor. Yaprakla dal arasındaki mantarımsı katmanı çözüyor veee yapraklar daldan ayrılarak zarifçe süzülüp yere düşüyorlar.

Yaz sona eriyor… Farkında mısınız?

Günler adım adım kısalıyor, yapraklar birer ikişer düşüyor, gökyüzündeki kümülüsler giderek artıyor, ebabiller daha suskun, leylekler toplanmış göç yolunda, güneş batarken ufuk tıpkı Satürn gibi görünüyor. Sabaha karşı Orion** bile görülmeye başladı.

Küre Dağları Milli Parkındaki çınarlar

Notlar:

* Ağaçların türlerine göre yaprak dökme sıraları var. Bunu birlikte keşfedelim mi? İstanbul’da işe ilk koyulanlar atkestaneleri oldu. Bakalım hangi ağaçlar takip edecek? Sizin bulunduğunuz yerdeki aceleci ağaç hangisi ve onu hangileri takip edecek?

** Orion da ne diye merak ettiyseniz burayı tıklayın.

Bu baykuş ne yemiş?

Alaca Baykuş fotoğrafı: Captain Chickenpants@flickr

Bugüne kadar aldığım en güzel hediyelerden biri, geçtiğimiz haftalarda ofisime kargolanan baykuş peletleri oldu. ‘Pelet’e baykuş kusmuğu diyebiliriz. 99 yazında, RSPB‘nin Minsmere Doğa Rezervi‘nde düzenlenen Aile Haftasonu’na katıldığımdan beri pelet bulma ve inceleme meraklısıyım. Nerede görsem topluyorum; toplayamazsam arkadaşlarım toplayıp bana yolluyorlar.

Baykuşlar avlarını bütün olarak yutarlar, bunları midelerinde sindirirler. Avlarının sindiremedikleri kısımlarını da pelet halinde kusarlar. Oval şekilli peletlerin içinde hayvan kılları, tüyleri, kemikleri, böceklerin dış iskeletleri bulunur. Özellikle kıl ve tüyler kusmuğu birarada tutar. Aslında başka kuşlar da kusar, ancak vejetaryen kuşların kusmukları doğada çabuk eridiği için görmeyiz bile. Oysa peletler yıl boyunca bozulmadan kalabilirler. Bu da ben gibi baykuşseverlerin şansı olur!

Peletler bize baykuşun nerede yaşadığını ve ne yediğini söyler. Bir ormanda gezerken belirli ağaçların altında pelet bulduysanız kafanızı kaldırın ve dallara dikkatlice bakın. Bu dallarda kulaklı orman baykuşları ya da alaca baykuşlar dinleniyor olabilirler. Peçeli baykuş peletini ise harabe, yıkık dökük binaların çevresinde arayın. Bana hediye edilenler harabe bir binadan toplanmış oldukları için peçeli paykuş peletleri olduklarını düşünüyordum ki failin fotoğrafı geldi. Meğer alaca baykuşmuş. Gelen pelet miktarına bakınca, bu baykuş ya da baykuşların bir hayli çalışkan olduklarını söyleyebilirim. Bölgedeki çiftçiler çok şanslı.

Bir kutu dolusu pelet. Kargoyla gelirken parçalanmış, oval şekillerini kaybetmişler.
'Baykuş peleti doğada böyle görünür' fotoğrafı: Chris Bianar

Siz de pelet bulursanız hiç kaçırmayın, alın ve baykuşun ne yemiş olduğunu bulmaya çalışın. Bu araştırma için gerekli malzemeler: En az bir adet pelet, su dolu bir kap, dezenfektan, ince uçlu cımbız, kağıt havlu, fırça, ameliyat eldiveni ve pelet tanım anahtarı. Eldivenlerinizi geçirin. Peletinizi yumuşaması için dezenfektan damlattığınız suyun içine atın. Bir kaç dakika sonra peleti alıp kağıt havlunun üzerine koyun. Cımbızla kemikleri ayıklamaya başlayın. Tanım anahtarını (Bkz. Notlar) kullanarak baykuşun ne yemiş olduğunu bulmaya çalışın.

Tanım anahtarı örneği

İlk yapmanız gereken kuş mu, böcek mi yoksa memeli hayvan mı yemiş olduğunu anlamaya çalışmak. Bunu, kafataslarına bakarak kolayca bulabilirsiniz. Kafatası dışındaki kemik parçalarının hangi hayvana ait ya da vücudun neresinden olduğunu bulmak biraz daha zor. Ancak çok eğlenceli. Ayıkladığınız vücut parçalarına büyüteçle bakın. Kemirgenler için ayırdedici bir özellik olan dişlerin zikzak yapısına dikkat edin. Aşağıda paylaştığım tanım anahtarlarını kullanarak bulmacayı çözmeye çalışın!

Bakın ben neler buldum!

Saat yönünde: Malzemeler, yumuşamış pelet, çeşitli kemirgen kafatasları, kuş kafatası ve alt gagası, kemirgenin zikzaklı diş yapısı, ortada böcek iskeleti ve iki yanında kemirgenlerin kemikleri.

Bulduklarımla tanım anahtarını karşılaştırınca yukarıdaki fotoğraflarda omuz, leğen ve alt bacak kemikleri olduğunu görüyorum. Sağ alt köşedeki zikzaklı dişler ise bir tür tarlafaresine işaret ediyor olabilir mi? Siz ne dersiniz?

Notlar:

ÇOK ÖNEMLİ BİLGİ: Doğada yaşam çok çeşitli ve hemen her boşluğu dolduruyor. Haliyle peletleri de. Doğada bulduğunuz peletleri peçete, vb. bir araçla toplayın. Çıplak elle alırsanız ardından ellerinizi yıkayın. Pelet ayıklarken eldiven kullanmayı tercih edin ya da ayıkladıktan sonra yine ellerinizi yıkayın :)

Doğa  bir harikadır, canlı-cansız bütün parçaları olağanüstüdür. Mümkün olan her an çıplak elle doğayı hissetmeyi ihmal etmeyin :)

Baykuşlar kuşlar ve kemirgenler dışında çok sayıda farklı canlı türüyle beslenebilirler. Örneğin balık avlayan baykuşlar var ya da kerevit yiyen. Uzay Sezen’den güzel bir video: http://www.vimeo.com/22782677

İncelediğim peletler Çanakkale Küçükkuyu’dan geldi. Bunun için Mahmut Boynudelik’e teşekkür ederim. Toplayan arkadaşlara da.

Türkiye’de hangi baykuş türleri görülür diye merak ediyorsanız: TRAKUŞ

Türkiye’deki memeli türleri için: TRAMEM

Minsmere’deki Aile Haftasonunda ‘Baykuş Peleti Ayıklamak’ oyunu benim sorumluluğuma verilmişti. Elime bir torba dolusu pelet tutuşturuldu. Malzemelerin nasıl kullanacağımı anlamaya çalışırken çocuklar birden etrafıma doluşuverdi. Buradaki çocuklar, özellikle de 5-9 yaşlarında olanlar, meğer ‘baykuşsever’ ve ‘peletayıklar’gillerdenmiş. Bütün günümü, elimizde cımbız pelet ayıklayıp, peletin sahibi baykuşun hangi kuş ya da memeli hayvanı yediğini anlamaya çalıştığım birbirinden şaşırtıcı çocuklarla geçirdim!

Türkiye için geçerli bir tanım anahtarı henüz olmasa da aşağıdakiler size yardımcı olacaktır. Bunlar İngilizce kaynaklar, ancak Doğa Güncem’i takip etmeye devam edin :) Ya bunları Türkçe’ye çevireceğim ya da uzmanları bulup bir anahtar geliştireceğim. Belki de sizler benden önce davranır ve benimle de paylaşırsınız. 

Kış Gündönümünden Yaz Gündönümüne Doğa Güncem


 

 

  dogaguncem@twitter

  dogaguncem@facebook

  https://dogaguncem.wordpress.com

ARALIK 2010
21 Aralık 21 Aralık, gündönümü, dolunay
21 Aralık en uzun gece, kış başlangıcı
24 Aralık Sabahları kırağı
24 Aralık Yabani Çiçekler Kitabı Çıktı! wp.me/pCGxm-hv
27 Aralık Nergis tarlalarına doğru koşmak wp.me/p14GtC-mB
27 Aralık Yine geldi nergis zamanı! İzmir yakınlarında olup da bir nergis tarlasına henüz gitmemiş olan varsa durmasın koşsun!
28 Aralık hava bugün soğuk, gökyüzü gri, çınar yaprakları neredeyse tamamen döküldü, sığırcık sürüleri kalabalık, martılar gürültücü
28 Aralık kuvvetli poyraz
28 Aralık Eren Atak’tan haiku: wp.me/P1fXWG-af
29 Aralık gökyüzü gri, hava soğuk, incecik bir yağmur
30 Aralık yoksa siz sığırcıkların dansını hala görmediniz mi?
30 Aralık kış mevsiminde miyiz?
30 Aralık mis gibi portakal çiçeği kokusu…
31 Aralık 2 benekli uğurböceği (Adalia 2-punctuata, melanic) evimize yılın son gününde konuk oldu. Sedumun üzerine koyduk. Güneşe karşı konuşlandı.
31 Aralık İpekten tomurcuklar: wp.me/p14GtC-mP
OCAK 2011
2 Ocak portakal çiçeğine haiku: wp.me/pCGxm-j6
3 Ocak İncecik bir yağmurdan serçeler de saklandı…
3 Ocak Bolu’da bile ne kar ne soğuk. Ay küçülüyor mu yoksa büyüyor mu bugünlerde?
5 Ocak yağmur yok, fırtına yok. özledim diye nature sounds dinliyorum…ne günlere kaldık!
10 Ocak Geçen hafta Kayseri’de kar yağdı. Burada da yağar mı acaba? Beşiktaş’taki sığırcıklar coştu. Bloguma ‘sığırcık dansı’ araması yaparak gelenlerin de sayısı arttı.
11 Ocak Ocak ayında yine güneşli bir bahar günü…
13 Ocak ankara’da çalıkuşu
16 Ocak Bolu’daki şahinler bozkırda kızıla dondu. Bugun şahin ve kızıl şahin günü oldu!
17 Ocak Kızılcahamam’da alaca baykuş
17 Ocak Kızılcahamam Milli Parkında gökyüzü açık. Alaca baykuş da ısrarla ‘ben buradayım’ diyor.
19 Ocak karaçamları ökseotları, ökseotlarını ökse ardıçları kaplamış Kızılcahamam’da. kara akbaba göremedim. akbabanın kanat açıklığı yaklaşık 3 m
19 Ocak akşamüstü, tıpkı sığırcıklar gibi grup oluşturup hareketlenen ökse ardıçları
20 Ocak Kızılcahamam Milli Parkı’nda, dün bastıran sis yanıbaşımızdaki tepelere kadar yaklaşmıştı. meğer buradaki ağaçlara kar bırakmak için gelmiş.
20 Ocak bu sabah, dağın tepesinden aşağı doğru giderek incelen bir kar örtüsü vardı. sonunda ‘kar’ diye sevindim.
20 Ocak ardıçlarsa, sanki kartopu oynarlarmış gibi, çok hareketlilerdi. sürekli öttüler.
20 Ocak ‘Antakya’da çok görülen çiçek’ arayıp bloguma gelen kişi, şu sıra Habib-i Neccar Dağları’nda patlamış siklamenleri mi bulmaya çalıştı acaba?
20 Ocak Doğrusu bu kişiyi çok kıskandım. Şimdi Antakya’da olup tüm dağı mora boyamış siklamenler arasında olmayı nasıl da isterdim!
20 Ocak dolunaya rağmen parlak avcı (orion) takımyıldızı. gökyüzü ne kadar berrak!
23 Ocak bugün lodos var. bulutlara rağmen İstanbul çok net. pus yok. adalar, kızkulesi, deniz çok berrak.
23 Ocak bu gri bulutlar da nereden çıktı? yağmur bir anda bastırdı. lodos ne kadar güçlüymüş.
25 Ocak Doğada Bu Ay @Şubat Ayı Bilim Çocuk Dergisi için Kuğular yazısına başladım. Türkiye’de hangi kuğuları görebileceğinizi biliyor musunuz?
25 Ocak Bir gölün üzerinde uzaktan silüet şeklinde gördüğünüz kuğuları birbirinden nasıl ayıracağınızı?
25 Ocak ince ama soğuk yağmurdan saklanan sığırcıklar eski konakların kuytuluklarına sığınmışlar. yağmur onları durdurur mu sanki? yine neşeliler.
25 Ocak arada yağmura çıkıp hemen kuytularına dönüyorlar. nasıl bir şenlik havası olduğunu düşünün artık
28 Ocak Ankara’da yedi uzun kuyruklu baştankara, bir büyük baştankara ve bir de ispinoz
31 Ocak 2011’in ilk kırlangıcı yeşilırmak deltası’nda görülmüş! göç için fazlasıyla erken. ne yapar ki kırlangıç, nasıl geçirir bu kışı?
ŞUBAT 2011
5 Şubat Beşiktaş’taki sığırcıklar binlerce. Saymaya kalktım ve gözlerine inanamadım. Bugün dansları olağanüstüydü!
9 Şubat hindibalar ve mine (veronica sp.) çiçekleri açmış.
9 Şubat bugün esen poyraz istanbul’un kirli havasını bir nebze de olsa temizledi. bu kuzey rüzgarı soğuk eser. güneşe rağmen hissedersiniz.
9 Şubat bu kış, kış mevsimi gibi olmayınca sığırcıklar güzel havalardan iyice yararlandı. taksim ve beşiktaş’ta iki ayrı topluluk var, arada birleşen. sığırcıklarda gözü olan sadece ben değilim. bir atmaca, bir gökdoğan ve de fırsatçı gümüş martılar. bunlar sürüye daldıkça, sığırcıkların dansı sanki daha da görkemli oluyor. gel de bunu sığırcıklara söyle! nasıl bir can havli vardır o sırada kimbilir!
9 Şubat orion hala görülebiliyor göğü ışıkla kirlenmiş bu şehirde
11 Şubat ilkdördün, hemen solunda da orion
12 Şubat Antakya’da kışın evimizden eksik olmazdı. bir daha kan portakalı yiyebilecek miyim acaba diye kara kara düşünürken Ekolojik Pazarda bulduk!
12 Şubat Kan portakalının hasat mevsimindeyiz. Hiç yemeyeniniz var mı?
14 Şubat Antalya-Belek. ay büyüyor. burada orman küçülüyor.
14 Şubat güneşli bir gün, kumula dikilmiş ama kesilerek seyrekleştirilmiş fıstık çamları (ve devasa oteller), Akdeniz’e karşı öten bir kızılgerdan
15 Şubat ‎10 tane dağ kuyruksallayan, sesleri ne güzelmiş, kuyrukları upuzun.
15 Şubat güneşli bir gün, kumula dikilmiş ama kesilerek seyrekleştirilmiş fıstık çamları (ve devasa oteller), Akdeniz’e karşı öten bir kızılgerdan
15 Şubat gri-beyaz-kurşuni bulutlar ve yeşili ortaya çıkaran yağmur, bulutlara göre renk değiştiren devasa Akdeniz. olağanüstü!
15 Şubat bu güzel gün vesilesiyle eski bir yazımı paylaşmak isterim: https://dogaguncem.wordpress.com/2010/09/11/caylak-firtinasi/
16 Şubat deniz kabuklularına dair bir rehber kitap olsa ne güzel olurdu. buradaki sahilde kabuklular çok çeşitli.
16 Şubat ancak öğrendim ki kartal-dragos’ta deniz kabukluları müzesi varmış. Can Geyran Deniz Kabukları Merkezi @ http://www.cangshells.com/
16 Şubat rüzgar çıktı Akdeniz’de. denizden karaya doğru
19 Şubat Birinci cemre havaya düştü :)
23 Şubat solucana ve biten kışa haiku: wp.me/pCGxm-jA
24 Şubat doğa güncem facebook sayfasının Bolu’daki bir izleyicisinden: ‘…şu günlerde her taraf seyrine doyulmaz bir siklamen şenliği içinde…’
24 Şubat yine aynı izleyiciden devam: ‘…ayrıca beyaz çiğdemler burada gölköy etrafında çıkmaya başladı…’
24 Şubat sizin bulunduğunuz yerde hakim çiçek tam şu anda hangisi?
24 Şubat yılın son nergisleri… sonrasında bahar çiğdemleri :)
25 Şubat gökyüzü bulutlu, gece ayı görmek zor. yine de bu gece sondördün. Gün ve gece farkı (gündüzün lehine) 2 dakika 38 saniye…
25 Şubat yaban tavşanı görmeyeli, görünce karşılıklı ürkmeyeli o kadar uzun zaman oldu ki! bu bahar görebilecek miyim?
27 Şubat cemre bugün suya düştü, şaşırmış olsa gerek, sıcağı değil karı getirdi :)
27 Şubat ikinci cemreye haiku: wp.me/pCGxm-jI
MART 2011
2 Mart abbasağa parkında baştankara. sığırcıklar azaldı. gökyüzü gri. hava soğuk. mart 11’e kadar fırtına. 11’inde kocakarı soğukları başlıyor.
6 Mart kırlangıçlar ve çıvgınlar geldi. anemonlar, papatyalar ve orkideler açtı. cemrelerin hepsi düştü. Victor’cum başka bir aleme uçtu.
7 Mart bugün kuzudişi denen dolu yağdı. hava bulutlu ama nasıl bu kadar berrak, anlayamıyorum.
7 Mart babam ‘biri böcekleri, çiçekleri yazıyor. güzel yazıyor, severek okuyorum’ dedi. bahsettiği sayfayı açtık ne çıktı: doğa güncem :)
8 Mart kar yağıyor
8 Mart kar geldi sonunda… kar bir güzel yağsın da mikroplar kırılsın
8 Mart Bodrum Bitez’den muazzam iki orkide @ http://tr-tr.facebook.com/pages/Doğa-Güncem/162666307099352
10 Mart bu baharda ilk kırlangıcım ev kırlangıcı idi, 3 Mart’ta İzmir Gediz Deltası’nda gördüm. Başka bir yaz göçmeni çıvgını da aynı yerde duydum.
10 Mart sizin ilkbahar haberciniz ne oldu?
14 Mart yılın ilk leyleği @Çanakkale’de bir yuvanın hemen üzerinde uçarken
14 Mart Kaz Dağları’nı şahinler kaplamış. Neredeyse her köşe başından bir şahin kalktı. Kırlangıçlar da geldi.
14 Mart Kızılgerdanlar, mavi baştankaralar, öter ardıçlar seslerini duyurmak için adeta birbiriyle yarıştı.
14 Mart Anemonlar, dağ sümbülleri ve hindibalar karların ardından sonunda başlarını kaldırdı.
14 Mart Mavi-mor arılar bakla çiçeklerinin üzerinde, çiçeklerin yanına yaklaştırmadı kimseyi…
14 Mart Ay da ilkdördünü geçti, dolunaya yol aldı…
14 Mart ilkbahar hızlı ilerliyor. arıların ve kelebeklerin zamanı başladı bile.
15 Mart Şehrin tam ortasında bahar nasıl yaşanır? Güne sadece kuş cıvıltıları ile başlamış olmayı isterdim.
15 Mart Oysa demir dövme ve hızla geçen arabalarla başladım.
15 Mart Buna karşın tam tepemizden ve çok yakından geçen bir şahin bir tutam heyecan kattı da yoluna devam etti.
15 Mart serçe cilvesi
15 Mart ballıbabalar ve koyungözü papatyalar da patlamış :)
15 Mart bahar gelmiş de geçiyor!
15 Mart güzelim bir ballıbaba fotoğrafı için Doğa Güncem@Facebook
16 Mart sumruları bekliyorum, gözlerim açık…
16 Mart dürbünüm pencere yanındaki sehpada yerini aldı. yırtıcı kuşlar mı daha hızlı uçar ben mi dürbünümü daha hızlı çekerim göreceğiz :)
18 Mart yağmur ve yarın dolunay. dünyaya çok yakın olacak. seyretmeyi kaçırmayın!
18 Mart 14 tane ak kuyruksallayan, çok yakınımdaydı. yerdeki çınar tohumlarını yediler.
20 Mart çamtepe ekolojik yaşam kültürü merkezinin tepesinde 93 tane yılan kartalı, arada birkaç büyük orman kartalı, şahin, kaya kartalı…
20 Mart Çanakkale boğazında yelkovanlar
20 Mart Küçükkuyu-İstanbul arasında yüzlerce kırlangıç, onlarca şahin, kartal, kerkenez ve hatta kuzgun.
21 Mart ilkbahar gündönümü :)
21 Mart http://fb.me/Uku6MsGf
24 Mart mine çiçekleri ve ballıbabalar yanyana.
26 Mart yıldız parkında yoğurtotu peşinde
27 Mart yoğurtotu :) sen ne güzel bir bitkisi öyle! http://fb.me/Yux7bHJS
29 Mart ebabiller geldi :)
29 Mart National Geographic dergisi nisan sayısında kapak yazısı: Mantarlar Oya Ayman ve bendeniz tarafından yazıldı :) Bu perşemde dağıtımda :)
NİSAN 2011
1 Nisan http://fb.me/UIDMFMsa
2 Nisan yağmur çiseliyor. feriköy ekolojik pazarda bahar otları şenlik yapmış. mis kokulu naneler, şevket-i bostanlar, su… http://fb.me/NEmlngnt
3 Nisan Erguvan bayramı başlıyor! http://wp.me/pRUpL-wF
3 Nisan odun ateşinde pişen mantarı özlemek…
4 Nisan aromatik bitkiler@bilim çocuk dergisi ve küçük şeyler@yeşil atlas
4 Nisan Burdur yağmurlu, hava kapalı, göl görece daha dolu ama su kirlenmiş, ılgınlar kesilmiş ve kuşlar azalmış ne çare!
4 Nisan Erguvan Kitaplığı: wp.me/pRUpL-wW
5 Nisan ‘Küçük Şeyler’ başlıklı yazım @ http://www.yesilatlas.com/ kapak fotoğrafı da bendenizin :) http://fb.me/KZ9ov94q
5 Nisan bugün Burdur pazarıymış. küçük havuç ve yer elması aldım. yer elması çok leziz. çiçeğini hiç bilmiyordum. çiçeğine… http://fb.me/KCmFAzmn
5 Nisan Yeşil Atlas yeni sayısı yayında: http://www.yesilatlas.com/
6 Nisan hava güneşli
6 Nisan florya hiç çaktırmıyor ama sesi çok güçlü. pencereleri kapıları kapalı bir odanın içinde bile duyuyorum dışarıdaki şakımasını.
7 Nisan burdur tepelerinde miniminnacık unutmabeni çiçekleri ve görkemli sütleğenler, mis kokulu kekikler, şahtereler,… http://fb.me/VGLWAj9C
7 Nisan floryalar her yerde!
7 Nisan Burdur’un tepelerinden göle bakmak ne harika ve ne üzücü. Göl her yıl daha da çekiliyor. Bazen umutsuzluğa… http://fb.me/yN0EA9uC
8 Nisan barbaros bulvarında düğünçiçeği (ranunculus) bile var! o kadar güzel açmışlar ki. her toprak parçasından yaşam… http://fb.me/UwINvaqU
8 Nisan Doğada Bu Ay köşem @Bilim Çocuk Dergisi @Nisan http://fb.me/LcDIM0bQ
9 Nisan adım adım ekibiyle 07.00 – 09.30 arasında @Belgrad Ormanında kuş gözledik. güne güzel bir başlangıç yaptık…. http://fb.me/LmWBaVpJ
10 Nisan Ankara yolunda Bolu’da kar. Bolu Dağlarında yapraksız ağaçların altında parıl parıl orman gülleri.
10 Nisan Bozkırı ne kadar seviyormuşum. Bolu tünelini aşınca evimde hissettim. Dağı ayrı, gölü ayrı, bozkırı ayrı seviyorum.
14 Nisan Ankara’nın ortasında ibibik :)
18 Nisan Haftasonu Polatlı’da özlediğim bozkır manzarası. Kaya serçesi, kara kızılkuyruk ve kuyrukkakan. Kahvaltıda… http://fb.me/wpan3CCf
20 Nisan karahindibaya haiku: karahindiba / paraşütle kapladı / yeşilçayırı
20 Nisan http://fb.me/Uxo3c7L0
23 Nisan ekolojik pazardan: hodan, funda, yabani pırasa, pancar, fide nane, fide biberiye, fide reyhan, bol portakal ve… http://fb.me/vewiXaSH
24 Nisan hodan
24 Nisan Nisan ayının neredeyse tamamının soğuk olduğu bir yıl hatırlamıyorum. Olduysa hafızamı tazeler misiniz?
24 Nisan boğazda yelkovanlar bir o yana bir bu yana
28 Nisan bozkır çiçekleri…
MAYIS 2011
1 Mayıs Antalya’da floryalar şakıyor, sarı papatyalar diz boyu
1 Mayıs Antalya’da şehir içinde bir vadi, vadide arap bülbülü, kamış bülbülü, ak kuyruksallayan, kırlangıçlar, sümbüller,… http://fb.me/WVxQxgMf
2 Mayıs bu sabah beşiktaş’ta trafiğin içinde yine de sesini duyuran bir kızılgerdan. morsalkımlar açıyor, erguvanlar… http://fb.me/vSkHOexn
2 Mayıs Levent’in ortasında bülbül! ve saka ve baştankara… ama en çok da BÜLBÜL!
2 Mayıs Sinop’un doğası bu ay nasıldır?
3 Mayıs SİNOP’UN DOĞASI BU AY MUHTEŞEMMİŞ!!! Deniz seviyesinde sarıçamlar, açık yeşile boyanmış kayınlar, hala çıplak ama… http://fb.me/Z4XyPSvd
3 Mayıs Kuşlardan: haftalardır görmenin hayalini kurduğum taşkuşu, kuzgunlar, şahinler, ala doğanlar, kerkenezler, orman… http://fb.me/Jo69ZF5i
3 Mayıs Sinop’un doğası bu ay hem de sadece 3,5 saatte böyleymiş :)
3 Mayıs Taşkuşu bu işte ve ben bugün aynen böylesi bir pozda gördüm. Taşkuşu, sen ne olağanüstü bir kuşsun! Akraban çayır… http://fb.me/vTVEanIS
3 Mayıs Facebook’ta “Sinop’un Doğası @Mayıs Ayı” albümünde 20 fotoğraf paylaştım http://fb.me/KMlkDtAG
5 Mayıs Her yerde tarla kiraz kuşu. Sesini dinleyin :)… http://fb.me/GYpcU5CH
6 Mayıs Apartman dairesindeki evimize güneşten elektrik üreten bir sistem kurabileceğimizi, hem de düşündüğümden çok daha… http://fb.me/QNpHl3kv
6 Mayıs Bu neyse çok sevdim. Türünü bilen? http://fb.me/wdczXv4L
7 Mayıs İstanbul’u yabani hardallar sarmış.
8 Mayıs Kastamonu pazarında ıspıt (zılbıt, hodan), yabani kuşkonmaz, cincile ve kokulu mantar, tekesakalı (yemlik)…
8 Mayıs mor salkımlar açmış
8 Mayıs çocukluğumda bahar mevsimlerinin olmazsa olmazlarından biri olan yenidünya (malta eriği) uzun süredir çok nadiren… http://fb.me/XfAnFwu6
9 Mayıs Geçen sene bu zamanlar :) @Çamtepe http://fb.me/YKdhI1Lb
11 Mayıs ebabiller gökyüzünde…
13 Mayıs barbaros bulvarının yoğun trafiğine rağmen morsalkımların kokusunu duyabilmek…
15 Mayıs bugün hem akkarınlı sağan (akkarınlı ebabil) hem de kara sağan (ebabil) gördüm :)
16 Mayıs mor salkımlar coşmuş…
19 Mayıs yabani yulaf boylanmış iyice
19 Mayıs http://www.kesfetmekicinbak.com/dunyanin-ilk-masali/vd30.aspx http://fb.me/SukuQcvP
19 Mayıs uğurböcekleri :)
20 Mayıs Dikmen tepede doğal bir erguvan…
21 Mayıs iki ebabil türünü aynı anda görmek mümkün İstanbul’da; biri çığlık diğeri kahkaha atıyor!
22 Mayıs Ağaçlar bize dava açabilseydi?
22 Mayıs Kuşlar da bize dava açabilseydi?
22 Mayıs Karıncalar, kelebekler bize dava açabilseydi?
22 Mayıs Nehirler, göller, ağaçlar, hayvanlar…bize dava açabilseydi?
22 Mayıs Gelecek nesiller bize dava açabilseydi? :)
22 Mayıs Beşiktaş simalarında bir doğan süzülüyor. delice doğan? ya da zayıflamış bir gökdoğan?
23 Mayıs Levent’te 35 leylek… Geç mi kalmışlar ne?
25 Mayıs Ne olağanüstü bir fikir. Basit-bildik ve OLAĞANÜSTÜ @treeyear
25 Mayıs akasyalar anadolulu değiller. ancak bu çiçeklerinin harika kokmasına engel değil :)
27 Mayıs Facebook’ta “Beklediğim Kitaplar” albümünde 13 fotoğraf paylaştım http://fb.me/10zvcsee5
29 Mayıs ak mukallit duydum ve gördüm @Kayseri
29 Mayıs kır kırlangıçlarının kuyrukları bir hayli uzun :)
29 Mayıs Erciyes karla kaplı
29 Mayıs Facebook’ta “Kilyos’ta…” albümünde 5 fotoğraf paylaştım http://fb.me/GaSWj21w
29 Mayıs Gün Kilyos yolundaki beyaz ve pembe çiçekli ladenlerle başladı, Kilyos’ta kumul çiçekleriyle devam etti…. http://fb.me/SlM7Ruqp
29 Mayıs 150 metre derinde, 1200 metre uzunluğunda bir tuz mağarası. Kaya tuzu. Çankırı’da. İz TV’de izliyorum.
29 Mayıs Kaya tuzu atıklarla kirlenmemiş.
29 Mayıs Her geçen gün Türkiye’yi ne kadar az tanıdığımı daha çok fark ediyorum.
29 Mayıs bu değerli sodyum klorür, 200 yaşında olduğu düşünülen ve zamanında tuz taşıyan, ayağı kırılarak mağarada ölen… http://fb.me/AnjU8vON
29 Mayıs Çankırı’daki bu maden ziyaret edilebiliyor. Tuz madeninde heykel sergisi de var :)
HAZİRAN 2011
5 Haziran Tekirdağ Malkara’nın Elmalı Köyü muazzam. Meşe ormanı, çayır-mera, karabaşlı kirazkuşu, birkaç haftaya çiçekleri… http://fb.me/zlRxmY6z
5 Haziran İstanbul’un her yerinde bu çalı/ağaç var. Sapsarı-arada beyaz- misss kokulu çiçeklerine burnunuzu dayayın. Bakalım… http://fb.me/ZmYETwOn
5 Haziran İz TV Haziran ayı ‘Çevre’ belgeselleriyle dolu!
11 Haziran Facebook’ta “@Kilyos Kumulları” albümünde 5 fotoğraf paylaştım http://fb.me/A9Nq5MjF
11 Haziran Baba Dağı @İz TV
11 Haziran Çakal nergisi gösteriyor, yanıbaşında az bilinen yoğurtotunu gördüm :)
11 Haziran Sedirlerin yanındalar
11 Haziran Baba Dağı @İz Tv Gösterim günleri 12.06.2011 – 12:50 13.06.2011 – 14:50 14.06.2011 – 04:15 15.06.2011 – 06:05
11 Haziran bir kır var tam benlik @akbel yaylası
11 Haziran Baba Dağı’nın zirvesinde beş ay geçirsem? Ne olağanüstü olurdu! Dağın tepesinde bir aile beş ay yangın gözetleme nöbetinde.
12 Haziran Benim oyum sana sevgili Mamut Yabanarısı! « Doğa Güncem http://fb.me/XeGrJL5J
14 Haziran TEMA-Vehbi Koç Korusu http://fb.me/vDoF2AyP
19 Haziran Ankara bozkırları rengarenk. sarılar, morlar, yeşiller… çiçekler coşmuş.
21 Haziran Adıyaman’da otlar çoktan kurumuş mudur?
21 Haziran Yazdönümü, en uzun gün :)
21 Haziran Gaziantep-Adıyaman sapsarı, sadece birkaç gün öncesinde yağmış olan yağmur bazı yerleri hafiften yeşertmiş
21 Haziran Adıyaman’da sarı otlar arasındaki karaçalılar yeşillenmiş
21 Haziran bahçelerden kaçan rengarenk hatmiler her yanı sarmış
21 Haziran nohutlar yer yer toplanmaya başlamış. kimbilir kimin evine, sofrasına konuk olacaklar
21 Haziran birkaç tarlada alabildiğine günabakan
21 Haziran buğdaylar yer yer hasatta
21 Haziran öğlen sıcağında sayısız kadın, erkek ve çocuk biz beslenebilelim diye tarlalarda
21 Haziran kaçımız 40 dereceye varan sıcakta, yılın en uzun gününde, gün boyunca nohut toplar, pamuk tarlasında çapa yapar, buğday biçer?
21 Haziran Adıyaman bu bölgenin en ormanlık alanıymış. Keçilerin olduğu alanlarda meşeler bodur. Kayalıkların çok olduğu alanlardaysa görece büyük
21 Haziran Buralarda bir de alabildiğine fıstık ağacı tarlaları var, üzerindeki fıstıklar kırmızılaşmışlar, güneşlendikçe olgunlaşacaklar